in

BeğendimBeğendim HarikaHarika ŞaşırtıcıŞaşırtıcı

Ankaragücü 3 Puanı Hak Etti, Ya Mustafa Dalcı?

Ankaragücü, Boluspor’u 2-0 yenerek, 55 gün sonra deplasmanda galibiyeti hatırladı.

Tarihi bir galibiyet oldu.

Ankaragücü için 1981’de Türkiye Kupası’nı kazandığı Bolu deplasmanı, o tarihten sonra hep kâbus olmuştur.

40 yıllık süreçte bir kez Bolu’da kazanmıştı, o da tam 36 yıl önce 1984-1985 sezonunda.

Kupa Beyi, 36 yıl sonra Bolu’da yeniden 3 puan keyfini yaşadı.

Boluspor ise bu sezon sahasında hiç kaybetmemişti, ilk yenilgisini Ankaragücü karşısında aldı.

Bolu deplasmanı Başkan Faruk Koca için de ayrı anlam taşıyor.

Hayatında ilk Ankaragücü deplasman maçını Bolu’da seyretmişti.

Ankaragücü’nün İsmail Kartal yönetiminde TFF 1. Lig şampiyonu olduğu sezon Fatih Mert ve eski yöneticilerden birkaçı ile birlikte Bolu’ya gitmiş, Boluspor-Ankaragücü maçını izlemişti.

O maçı Ankaragücü 3-1 kaybetse de belki de Faruk Koca o gün Ankaragücü başkanı olmaya karar vermişti.

Maça dönersek…

Buz gibi bir havada, hafif kar yağışı altında oynanan maçı çıplak gözle izleyen biri olarak, takımı çok beğendim.

Kim yaptı bilemem ama sahadaki 11, herkesin üzerinde mutabık olduğu isimlerden oluşuyordu.

Mücadele ve hırs üst düzeydi.

Özellikle gerekçesi bile söylenmeden geçtiğimiz haftalarda 11’e alınmayan oyuncularda.

Başkent ekibi, oyuna baskılı başladı, karşılığını da hemen aldı.

Kaptan Erdem Özgenç’in duran toptan nefis ortasına boy avantajıyla rakiplerinden en az yarım metre fazla yükselen Sinan Osmanoğlu’nun kafa vuruşuyla Ankaragücü daha 6. dakikada öne geçti.

Ardından kontrollü oyunu seçen Sarı Lacivertliler, rakibi karşılamakta bir süre zorlandı.

Kasango’nun nefis kafa vuruşunu mükemmel şekilde savuşturan kaleci Akın, takımının ilk yarıyı önde tamamlamasında başrolü üstlendi.

Maç boyu etkisiz bir görüntü çizen Kwabena Owusu, tek olumlu icraatında Ghayas Zahid’in golünde asist yapınca Ankaragücü ikinci yarıya da golle başlamış oldu.

Bu golde Eren Derdiyok’un bencil davranmayıp topu daha müsait durumdaki Ghayas Zahid’e bırakması, takdire şayandı.

52. dakikada 2-0 öne geçen Ankaragücü’nün yaşlı kadrosu, oldukça hızlı geçen maçın temposuna dayanamadı.

İkinci golün atıldığı 52. dakikadan penaltı pozisyonunun olduğu 84. dakikaya kadar Boluspor adeta tek kale oynadı.

Erken yorulmalarına rağmen defansta canla başla mücadele eden Sarı Lacivertliler, rakibin sağlı sollu ataklarını zor da olsa savuşturdu.

Bu dakikalar biraz da Boluspor ile hakem Çağdaş Atay’ın mücadelesi şeklinde geçti.

Boluspor’un penaltı beklediği 2 pozisyonu es geçen Çağdaş Atay’ın, tribündeki az sayıda taraftarı kırmamak için, Yusuf Abdioğlu’nun Berk Yıldız’a yaptığı nizami müdahaleye penaltı çalması ligin hakem kalitesinin düşüklüğünü bir kez daha hatırlattı.

Kaleci Akın Alkan, haksız verilen penaltıyı da kurtararak, hakemin ayıbını örtmüş oldu.

Penaltının kurtarılması ile moral ve ekstra enerji bulan Ankaragücü, uzatmalarla birlikte son 10 dakikada 3. gol için fırsatlar yakalasa da maç 2-0 sona erdi.

Maçın adamı kuşkusuz kaleci Akın Alkan’dı.

Ardından da Sinan Osmanoğlu, Erdem Özgenç ve Ghayas Zahid geliyordu.

Tesadüfe bakın ki Ghayas Zahid dışındaki tüm oyuncular, geçen haftalarda teknik direktör Mustafa Dalcı tarafından kesik yemişti.

Şimdi ciddi ciddi düşünüyorum; bu oyuncuları, hatta bunlara yine zaman zaman anlamsız kesikler yiyen Ali Kaan Güneren’i, İshak Çakmak’ı, Eren Derdiyok’u da eklemek mümkün.

Bu oyuncular Mustafa Dalcı’nın kimsenin anlamadığı kararlarıyla kesilmemiş olsalardı, son 4 deplasman yenilgisi gerçekten alınır mıydı?

Eyüpspor maçı neyse de Ankaragücü, doğru kadroyla çıksa ne Adanaspor’a ne Altınordu’ya ne de Samsunspor’a yenilirdi.

Belki şu an 7-8 puan farkla liderlik koltuğunda oturuyor olacaktı.

Ankaragücü, bu maçı kazandıysa Mustafa Dalcı’nın bazı şeylere şükretmesi gerekir.

Öncelikle kim yaptıysa bu kadroyu, ona şükretmeli.

“Bu kadroyu tek başıma ben yaptım” demesine kimse inandıramaz beni.

Sonra fikstür çekimine katılan yöneticiye şükretmesi gerekir.

Boluspor 1 haftada 3 maç yaparken, Ankaragücü hafta içini boş geçerek dinlenmiş olarak maça çıktı.

Buna rağmen Ankaragücü, 60. dakikadan itibaren oyundan düştü, Boluspor ise 90 dakika diri kaldı.

Sayın Mustafa Dalcı’ya bir soru.

Ankaragücü de hafta içinde dinlenmemiş olsaydı bu maçın sonucu böyle olur muydu?

Sezonun ilk yarısı bitiyor ama hala takım 60-70’inci dakikalardan itibaren tamamen oyundan düşüyor.

Bu konuda önlem almak kimin görevi, hala önlem alınmadıysa bunun hesabını kim vermeli?

Taraftara şükretmeli Sayın Mustafa Dalcı.

Taraftar tepki göstermeseydi maçın adamları kaleci Akın Alkan, Erdem Özgenç, Sinan Osmanoğlu ilk 11’de olabilir miydi?

Taraftar Nadir Çiftçi’ye tepki göstermese, Abdullah Durak cezalı olmasa…

Kendi kendine sormalı, “Bu ikiliyi oyuna almadan durabilir miydim” diye?

Penaltıyı kaçıran Odise Roshi’ye şükretmeli, maça gelmeyen Boluspor taraftarına şükretmeli, Boluspor’un penaltı beklediği pozisyonları es geçen hakem Çağdaş Altay’a şükretmeli.

Boluspor’un Ümraniyespor’u, Eyüpspor’u devirmesinde başrol oynayan Bregu’nun, Eray’ın tam da Ankaragücü maçı öncesi sakatlanmasına şükretmeli.

Anlayacağınız, şükretmeli de şükretmeli Sayın Mustafa Dalcı.

Bu arada işi de öğrenmiş Sayın Mustafa Dalcı.

Samsunspor maçından sonra Gecekondu tribün lideri Ali İmdat, “Büyükten küçüğe toplayın bavulu defolup gidin” diye twit atınca, sanırım bunu seyahate çıkma temennisi olarak algılamış.

Atilla Kiper’in programında tek tek saydığı tribün gruplarına desteklerinde dolayı bol bol teşekkür etti.

Anlaşılan birileri acı gerçeği anlatmış ki 17 hafta yedek kulübesinde beklettiği, geçen hafta Samsun’a götürmeyi bile unuttuğu Sıtkı Ferdi İmdat’ı bir anda hatırlayıverdi.

Hatta 1 dakika oynatıp, manevi çocuğu Geraldo ile birlikte yarım da olsa galibiyet priminden yararlanmasını sağladı.

Maçı yine canlı izlemenin avantajıyla bir gözlemimi aktarayım.

Bu takımın hocasıyla kalbi bağı da tamamen kopmuş.

Soruyorum size.

Bu kadar tartışılan bir hocanız var.

Tamam ya da devam maçına çıkıyor.

İçinizde bir nebze sevgi olsa, gollerden sonra ya da maç bitiminde gelip sevincinizi hocanızla paylaşmaz mısınız?

Yok, kimse paylaşmadı.

17 maçta 10 galibiyet almışsın, her galibiyetten sonra zafer fotoğrafı çektirilirken, tarihi bir galibiyetten sonra böyle bir fotoğraf paylaşılmaması sizce unutkanlık mı?

Ankaragücü’nün teknik direktörlüğünü Başkan ve Emre Yıldız hariç kimsenin istemediği, güvenmediği bir kişi yapıyor.

Emre Yıldız’ın nedeni belli, Başkan da egosunu yenemiyor.

Onun için her zamankinden daha güçlü bir şekilde diyorum ki:

Sayın Mustafa Dalcı, istifa da bir hizmettir.

METİNER ERDEM

Bir yorum

Yorum yapın
  1. Nadir Gibi Mustafa DALCI da Ankaragücü’ne uymamıştır. Samimi de değil. Hepimiz biliyoruz ki Mustafa Dalcı üstün karakteriyle Türk futboluna kazandırılmak isteniyor. Arkasında duranlardan rica ediyorum ona bu kadar Ankaragücü tecrübesi yeter, kendisine başka bir takım bulsunlar biraz da oralarda tecrübe etsin. Ankaragüçlüler birisinden vaz geçmişse ağzıyla kuş tutsa hava civadır. Neden Ankaragüçlülerin istemediği hocalar dayatılıyor anlamıyoruz. Bir Ümit ÖZAT faciası bu takımı 2.Lige kadar götürdü, Ankaragüçlülerin kimyası bozuldu, Ankaralı Z kuşağı Ankaragücünü tanımadı. Sayın yöneticiler olmuyor zorlamayınız. hep beraber batarız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eze Ankaragücü Maçında Cezalı Değil

Gençlerbirliği’nden Fiyakalı Galibiyet