in

BeğendimBeğendim HarikaHarika

Ankaragücü’nde Kazanan Transfer Lobisi Oldu

Ankaragücü, ilk yarının kapanış maçında Keçiörengücü’nü 2-1 yendi.

Maç öncesi duygusallık ön plandaydı.

Eski Başkan Cemal Aydın’nın yanı sıra efsane tribün emekçileri İsmail Akkaya (İskoç) ve Volkan Aybar için düzenlenen anma etkinlikleri göz yaşartıcıydı.

Sarı Lacivertli takım, üzerlerinde bu üçlünün görselleri bulunan “Sizin İçin” yazılı antrenman formaları ile ısınmaya çıktı, tribünler de ayrı ayrı etkinliklerle efsanelerini uğurladı.

Basın mensuplarına da tribünlerin ilk 6 dakika boyunca tezahürat yapmayacakları bilgisi verilmişti.

Buna rağmen başlama düdüğü ile birlikte münferit bazı taraftarların, teknik direktör Mustafa Dalcı aleyhine tezahürat yapması kısa süreli gerginliğe yol açtı.

Karmaşık duygularla tribünleri izleyip, maça konsantre olmakta güçlük çekerken, son haftaların en formda ismi Eze’nin 3’üncü dakikadaki harika golü statta buz gibi bir hava esmesine, kafası karışık bizlerin de kendimize gelmemize neden oldu.

Kaleci Akın Alkan’dan başlayan, Yusuf Abdioğlu’nun asisti ile taçlanan hatalar zincirini, Eze affetmeyince sıkıntılı bir başlangıç yaşandı.

Tribünlerin aldığı ortak karara rağmen bu kez organize şekilde Mustafa Dalcı’ya tepkiler başladı.

Doğru muydu yapılanlar?

Tabi ki son derece yanlış.

Amaç üzüm yemekse, duyguların zapt edilerek 90 dakika bitmeden takımın moralini bozacak davranışlardan kaçınmak gerekirdi.

Ne kadar haklı olurlarsa olsunlar, birilerinin sırf bağcıyı dövmek amacıyla maça geldiklerini görmek, can sıkıcı.

Ankaragücü’nün, bu gole erkenden tepki göstermesini bekledik ama beklentilerimiz boşa çıktı.

Sarı Lacivertliler, koskoca bir ilk yarıyı neredeyse sıfır pozisyonla geçirecekken, uzatma dakikalarında Erdem Özgenç/Sinan Osmanoğlu’ndan oluşan “Mustafa Dalcı’yı kurtarma timi” sahne aldı.

Daha bir dakika evvel, Eze’nin mükemmel ötesi şutunu kaleci Akın Alkan’nın aynı mükemmellikte kurtarmasıyla 2 farklı mağlup duruma düşmekten kurtulan Ankaragücü, muhteşem ikilisinin iş birliğiyle soyunma odasına 1-1’lik sonuçla gitmeyi başardı.

Eğer uzatma dakikalarında gol gelmeseydi, 15 dakikalık devre arası Mustafa Dalcı ve yönetim için nasıl geçecekti, hayal bile edemiyorum.

Golün moraliyle ikinci yarıya başlayan Ankaragücü, rakibini sahasına hapsedip pozisyonlar üretmeye başladı.

Sabun köpüğü gibi etkisi sadece 10 dakika süren bu başlangıçtan sonra maç orta saha mücadelesine dönüştü.

İki teknik direktör de beraberliğe razı bir görüntüde takımlarını oynatırken, asla pes etmeyen görüntüsünü sezon boyunca sürdüren Murat Uçar’ın başlattığı, Kwabena Owusu’nun asistle katkı verdiği pozisyonda, suskun golcü Eren Derdiyok, tek vuruşluk gollerine bir yenisini daha ekleyerek Ankaragücü’nü 2-1 öne geçirdi.

Bu dakikadan sonra Keçiörengücü teknik direktörü Taner Taşkın, maça ortak olmak için hamleler yapmak istedi.

Ancak iki önemli forveti İbrahim Olawoyin ve Issa Djibrilla’nın sakatlıklarından dolayı kadroda olmaması, yaptığı tüm değişikliklerin ters tepmesine neden oldu.

Uzatma dakikalarında attıkları gollerle “Biz bitti demeden maç bitmez” mottosunu herkese ezberleten Keçiörengücü, bu kez son 20-25 dakikada tek pozisyon bulamadan maçı bitirdi.

Mustafa Dalcı da karşı hamleler ile önce skoru korumak, ardından da farkı artırmak için çaba sarf etti.

2-1 önde olan bir takımın henüz 79’uncu dakikada 5 değişiklik hakkının tamamını kullanmasını anlamakta zorlansam da maç bittiğinde tabela 2-1 Ankaragücü’nün üstünlüğünü gösteriyordu.

Sırf kazandı diye haklıysa, söylenecek söz yok.

Yine de düşünmekten kendimi alamıyorum: Ya kalan dakikalarda kaleci Akın Alkan sakatlansaydı?

Heralde o anki 11’de bizim bilmediğimiz, kalecilikte Akın Alkan’ı aratmayacak bir oyuncusu vardı Mustafa Dalcı’nın.

Sarı Lacivertliler, bu sonuçla TFF 1. Lig’in ilk yarısını lider Ümraniyespor’un 3 puan gerisinde, üçüncü Erzurumspor’un da averajla üzerinde ikinci sırada tamamladı.

Bu üç takımın yanı sıra Eyüpspor ve Bandırmaspor’da ilk yarının sonu itibariyle ilk 2 sırada yer almanın yarışı içerisinde olacaklarını gösterdiler.

Ankaragücü, ikinci yarı 10 maça ev sahipliği yapacak.

Gençlerbirliği ve Keçiörengücü maçlarını da dahil edersek 12 hafta Ankara’da oynayacak.

Aynı tablo, hatta daha iyisi lider Ümraniyespor için de geçerli.

Onlar da 10 maçı sahalarında oynayacaklar.

İstanbulspor, Tuzlaspor ve Eyüpspor deplasmanları için ise İstanbul dışına çıkmaya gerek duymayacaklar.

İki takım da Süper Lig için oldukça avantajlı konumdalar.

Aslında Ankaragücü, Başkan Faruk Koca’nın da dediği gibi ilk yarıyı 7-8 puan daha önde tamamlayabilirdi.

Çoğunluğu teknik kadronun hataları sonucu yaşanan beklenmedik puan kayıpları sonucu ilk yarı bu tabloyla tamamlanmış oldu.

Başkent ekibi, bu fikstür avantajıyla transfere bile ihtiyaç duymadan mevcut kadroyla da rahatlıkla Süper Lig’e çıkabilirdi.

Zaten sezon başında geniş kadro kurulurken, devre arası transfer yasağını kaldırmama ihtimali de planlanmıştı.

Ama teknik direktörün performansı, takımın oynadığı oyun, bu ihtimali ortadan kaldırdı.

En az 4-5 futbolcuyla yollar ayrılacak gibi görünüyor.

Bunların yerine yenilerinin alınması gerekecek.

Bu tablodan en fazla, 2 sezonda takıma 60’a yakın transfer yaptıranlar memnunlardır.

Ne kadar transfer o kadar kazanç Ankaragücü’ndeki “transfer lobisi” için.

En önemli soru.

Ankaragücü’nün bütçesi bu yükü kaldıracak mı?

Başkan Faruk Koca ile yaptığımız radyo programını dinleyenler hatırlayacaktır.

Sadece tek soruma cevap verilmemişti.

O da kulübün borcunun ne kadar olduğu konusuydu.

Başkan, borcu açıklamak yerine kulübün kasasına yine çoğunluğu borç 135 milyon lira girdiğini söylemekle yetinmişti.

Gelir neredeyse sıfır, buna karşın borç katlanarak artıyor.

Transfer yasaklarının kaldırılması, yeni transferler için en az 30-40 milyon lira daha gerekiyor.

Bu durumda borç daha da katlanacak.

Sormak gerekir şimdi başkana, “Kurduğun bu güzel kadroyu tecrübesi, birikimi sınırlı birine emanet etmeye değdi mi?” diye.

Başkana bir sorum da protokol tribünü ile ilgili olacak.

Geçen sezon yaşanan tatsız bir olaydan sonra Tamer Açar’ın istifasını istemiştiniz.

Biz de bu tepkinize hak vermiştik.

Şimdi bakıyorum da rakip başkanlara yapılanlara, yöneticilerin taraftar dövdürmelerine.

Bandırma’da, Bolu’da Ankaragücü gol attığında onlarca yöneticiyle sevinç gösterisi yaparken hiç tepki gördünüz mü?

Ben de oradaydım kimse size tepki göstermedi, son derece medeni şekilde sevincinizi izledi.

Konuğunuz olarak Eryaman Stadı’nda bulunan Keçiörengücü başkanına, yöneticilerine yapılanlar doğru mu sizce?

Lütfen, artık gereğini yapın Sevgili Başkan.

METİNER ERDEM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşte 1. Lig’de Gol Krallığı Yarışında Son Durum

Boş Sandalye