in

BeğendimBeğendim HarikaHarika ŞaşırtıcıŞaşırtıcı

Ankaragücü’nün Bu Defansı Tarihe Geçer

Ankaragücü, kritik maçta güçlü rakibi Bandırmaspor’u deplasmanda 2-1 yenerek yenilmezlik serisini 9 maça çıkardı.

Pandemi sonrası ilk deplasman seyahati için maçtan bir gün önce yola çıktığımızda aklımızda hep Bandırma’da bizi nasıl bir havanın beklediği vardı.

Bursa’yı geçer geçmez sileceklerin işe yaramadığı bir sağanağa tutulduk.

Hem rüzgâr hem bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, Bandırmaspor-Ankaragücü maçının ne denli zorlu geçeceğinin habercisiydi.

Ertesi sabah güneşli ve sakin bir havaya uyansak da 17 Eylül Stadı’na geldiğimizde gördüğümüz manzara ürkütücüydü.

Yine düşmüştük köy, kasaba yollarına.

Bandırma çok güzel bir ilçe, ekonomik anlamda çok gelişmiş ama stadı kesinlikle bu kente yakışmıyor.

Yolu ve çevresi, bir gün önce yağan yağmurdan dolayı çamurdan geçilmez haldeydi.

Stadın kale arkalarında tribün yok, tamamen açık.

Diğer tribünler de derme çatma, direklerden maçı izlemek çok zor.

Kale arkalarında hiç tribün olmadığı, maraton ve kapalı kısımda da tribünler yarım olduğundan tamamen açık arazide kurulan stat, en hafif rüzgârdan bile yoğun şekilde etkileniyor.

Bandırmaspor, bu statta oynamaya alışkın.

İster istemez insanın içini bir sıkıntı basıyor, tamamına yakını ağırlıklı olarak üst liglerde, modern statlarda oynayan Ankaragüçlü oyuncular bu statta nasıl oynayacak diye.

Maçın vukuatlı hakemi Ramazan Şeker 8,5 ay sonra eline aldığı düdüğünü başlama vuruşu için çalar çalmaz, endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.

Rüzgârı arkasına alan Bandırmaspor, sahanın her tarafında oyunun hâkimi olarak maça başladı.

Ceza sahasına yaklaşır yaklaşmaz, buldukları ilk fırsatta şut çektiler.

Attıkları her şut, rüzgârın etkisiyle hızlanıyordu.

Açıkça görülüyordu ki bu şutların kaleye isabet etmesi halinde kaleci Akın için ciddi tehdit oluşturacaktı.

Nitekim kaleye isabet eden ilk şut ile Bandırmaspor öne geçti.

Rakibin gücünden çekinen Bandırmaspor, golün ardından kontrollü oynamayı tercih edince Ankaragücü’nün tecrübeli isimleri yavaş yavaş devreye girdi.

Pinto’nun kazandırdığı serbest vuruşta Erdem Özgenç’in harika golü, Bandırmaspor’un gardını düşürürken, Ankaragücü’nü ateşledi.

İlk yarının kalan dakikalarında önce Murat Uçar kaleciyle karşı karşıya bir gol kaçırdı.

Sonrasında yine aynı oyuncu Zahid’in pasıyla girdiği ceza sahasında al da at diye Eren’e aktardığı topu, tecrübeli golcü Eren Derdiyok bomboş kaleye sokamayınca ilk yarı 1-1 sona erdi.

Devre arası hem Ankaragüçlü yazarlar olarak biz hem de Bandırmalı meslektaşlarımız, ikinci yarı rüzgârı arkasına alacak Ankaragücü’nün bu maçı rahat kazanacağının yorumlarını yapıyorduk.

İkinci yarı başladığında yanıldığımız ortaya çıktı.

İlk yarının ikinci yarısında oyunun tek hâkimi olan Ankaragücü gitmiş, yerine yeniden maçın başındaki Ankaragücü gelmişti.

Rüzgâr dezavantajına karşın sağlı sollu ataklar yapan takım yine Bandırmaspor’du.

Maçın kırılma anı penaltı pozisyonu oldu.

Önce tüm takımın kaleyi cansiperane savunması, arkasından penaltının kaçması, Ankaragücü’nün galibiyetinin habercisi gibiydi.

Sosyal medyadaki kimi yorumlarda ikinci yarıdaki değişiklikler övülse de ben, Ali Kaan dışında oyuna girip de maça katkıda bulunan oyuncu görmedim.

Aksine her değişiklik Ankaragücü’nü geriye götürdü.

Mustafa Dalcı’nın, özellikle Nadir, Aatıf ısrarını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Hele ki yanında sahada her şeylerini verecek yetenekli o kadar genç varken.

Ankaragücü, ikinci yarı beraberliğe razı, oyunu sürekli soğutmaya çalışan, vakit geçiren takım görüntüsündeydi.

Takımda ayakta kalan tek hat savunma dörtlüsü ile kaleci Akın’dı.

Bu ekibin başarılı performansı sayesinde Bandırmaspor, üstün oynadığı bu bölümde pozisyon bulmakta zorlandı.

Ve maçın son dakikalarında tamamen bu dörtlünün eseri olan, Ankaragücü’ne altın değerinde üç puan getiren gol geldi.

İlk yarıdaki gol öncesi serbest vuruşu kazandıran Pinto, bu kez korner kazandırdı.

İnanıyorum ki sadece Bandırmaspor değil tüm takımlar, Ankaragücü maçı öncesi ikinci goldeki pozisyonu yaşayacaklarını bildikleri için özel çalışma yapıyorlardır.

Ankaragücü’nde öyle bir ekip var ki rakip ne kadar çalışırsa çalışsın, bu golü atıyor.

Erdem’in 30-40 metre ötedeki Sinan’ın kafası ile topu buluşturması, Sinan’ın asistini Yusuf’un en iyi santraforlardan dahi güzel voleyle kaleye göndermesi, onlarca kez izlenip doyulamayacak muhteşemlikte bir gol oldu.

Sonraki dakikalarda kaleci Akın’ın kaburgasındaki muhtemel kırığa rağmen, büyük özveri ile maça devam etmesi, takımdaşlığın, kardeşliğin, inanmışlığın, fedakarlığın en iyi göstergesiydi.

Kaleci Akın ve defans dörtlüsü, sezon başından beri öyle muhteşem oynuyorlar ki.

Gol yemiyorlar, aksine gol atıyorlar.

Ligin en az gol yiyen ikinci ekibi Ankaragücü.

Ümraniyespor ile birlikte ligin en çok gol atan takımı da Ankaragücü.

17 gol attılar, 7’si duran toptan ve bu golleri defans oyuncuları atıyor.

Bu defans Ankaragücü tarihine geçer.

Ankaragücü taraftarına önerim, bu defans dörtlüsü ve kaleci Akın için şimdiden beste çalışmalarına başlamaları.

Başrole de 37’lik delikanlı Erdem Özgenç’i koymaları.

Hiçbirinin ayağına taş değmesin, nazarlardan korunsunlar.

Her biri şimdiden Ankaragücü efsaneleri aralarında yer almayı büyük ölçüde hak etti.

Maçın en tatlı görüntülerinden biri de yasağa rağmen Bandırma’ya kadar gelen, 10-15 Ankaragüçlü taraftarın tamamen açık olan kale arkasından maçı izlerken, güvenlik güçleriyle yaşadıkları köşe kapmacaydı.

Bandırmaspor, maç öncesi düzenlediği kampanyalarla yüzde 50 kapasiteyi full doldurdu.

Bandırmalı taraftar, Ankaragücü golü attığında dışarıdaki bir avuç Ankaragüçlü’nün yaktığı meşalenin sisini de görmüş oldu.

Maçın özeti, biz basın tribününden çıkarken, gazetesine haberini yazdıran Bandırmalı gazeteciden geldi.

Haberinin başlığını şöyle atıyordu o meslektaş:

“Bandırmaspor, Ankaragücü’nün ismine yenildi.”

Lig uzun maraton, çok iyi oynadığın maçlar da olacak, kötü oynadığın maçlar da.

Kötü oynadığın maçları da kazanıyorsan, şampiyonluk hakkındır zaten.

Ankaragücü yönetiminin büyük çoğunluğu maçtaydı.

Genel kurulda listede yer almayan geçen dönemin yöneticileri de neredeyse tam kadro tribündeydi.

Şu anda takımda birlik beraberlik var, eleştiriler son derece düzeyli.

Bu takım artık şampiyonluk havasına girmiş.

Yolu açık olsun.

METİNER ERDEM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kötü Futbolla İyi Sonuç Aldık

Keçiörengücü’nün Gidişi Gidiş Değil