in

Başarı Korkusu

Martha Friedman’ın kitabında Nil Gün sunuş yazısıyla karşılıyor okuyucuyu. Başarısızlık korkusunu herkes bilir ama insanlara “Başarı korkun var mı?” diye sorulduğunda tepki gösterirler.

“Kim başarılı olmak istemez ki?”

Bir düşünsenize bir zamanlar başarılı olmuş sporcuların, şarkıcıların, film ve dizi yıldızlarının, politikacıların birçoğu neden sonunda kendilerini çökertmeyi seçerler?

Neden intihar ederler, neden uyuşturucu müptelası olurlar, neden akıl hastanelerine kapatırlar, neden yaşamla birebir kumar oynamayı tercih ederler?

Rekabet dünyasında başarı hırsı bizi öylesine kuşatmış ki meşgulüz, hep meşgulüz. Toplumun önemsediği kişiler bir bir yok olup gidiyorlar. Tahtları hiç boş kalmıyor. Bir anda yerlerine başkaları geçiveriyor.

İnsanın onay gördüğü ortamda bulunması güzeldir. Ancak bu ortamda yaşanan sevgi deneyimleri ruh sağlığımızı bozabilir!

Philip büyükannesinden kendisine kalan mirastan sonra, otuz beş yaşında çalışma hayatına veda etti. Bugün doktoruna miras hastalık mikrobu saçar, bu yüzden hiçbir şey yapmadım, sonuçta da hiçbir şey olamadım.

Boşuna dememişler para insanı rezil de eder vezir de diye.

Andrew tekne ustasıdır, şahane bir tekne yapmıştır. Sıra verniği sürmeye gelince bir türlü eli varmaz, iki yıl geçer aradan tekne hala öyle durmaktadır. Çünkü Andrew babasıyla çatışmalı bir çocukluk geçirdiğinden tekneyi bitirince kaza yapıp öleceği korkusu yüzünden tekneyi bitirememektedir.
Zoe başarılı bir ressamdır. Son tablosu ise görenleri çok etkilemektedir. Ama tablosunu bir türlü bitirmeye yanaşmamaktadır. Daha önce kendisini eleştirmiş olan eleştirmenin tablosunu eleştireceği korkusuna kapılmıştır.

Lily şahane bir kitap yazmıştır. Ama kitabını bir türlü matbaaya vermeye cesareti yoktur. O da önceki kitabını eleştiren eleştirmenin eleştirilerinden korkmaktadır. Lily’nin çocukken kendine özgü güzel bir annesi vardı. Kendini güzellik kraliçesi gibi gören bu kadın çocuklarının arasını açarak, onların birbirleriyle yakınlaşmalarını engellerdi, amacı her ikisini de esareti altına almaktı. Annesi sürekli beğenilmek ister, kızı onu geçmekten ürker, sonuçta Lily hayat boyunca kendisini annesi kadar başarılı olmamaya programlamıştı.

Martha Friedman ise şunu anlatır; mezuniyet tezini bir türlü bitirememektedir.

Çünkü başarı korkusu onu da kuşatmıştı. Okuldan atılmasına ramak kalmıştı. O dönemde akıllı bir psikoloji işi bu kadar zora sokmanın gereksiz olduğunu söylemişti.

“Nasıl olsa tezini kimse okumayacak onu alıp üniversite kütüphanesinde hiç kimsenin ilişmediği tozlu raflardan birine koyacaklar. Yazdıklarının basılacağını mı düşünüyorsun? Hiç umutlanma gerçekten önemli bir çalışma yapmak istiyorsan, ancak bu okuldan ayrıldıktan mümkün olabilir.” dedi.

Bir hedefe ulaşmanın en iyi yollarından biri, o hedefin önemini azaltmaktır. Bu psikolog da onu yapmıştır. Birçoğumuz öyle olmadığı halde hedefleri gözümüzde devleştirir ve amaca ulaşmak için adeta ölüm kalım savaşının içindeymişiz gibi davranırız.

Olimpiyat oyunlarına hazırlanan birçok dünya rekortmeni de hem altın madalya kazanma hem de yeni dünya rekoru kırma zorunluluğunu içselleştirdiklerinden olimpiyattan eli boş dönmektedirler.

Bu nedenle hedefe ulaşınca başarı sürecinin hızını yavaşlatmak gerekir. Az zamanda çok iş başarmak zararlı olabilir. Başarıya ulaşmak için büyük gayret göstermişseniz hatta zaman zaman acı çekmişseniz, elde ettiğiniz başarıyı sindirmek için kapıların yavaş açılacağı sürece gereksinim vardır.

Ayrıca bir düşünsenize, Alice Paul ve ona destek verenler 1913’ün Washington’unda oy kullanma hakkı için yürümeselerdi, ıslıklanmayı, yuhalanmayı, hatta tartaklanmayı göze almasalardı günümüz kadınının hali nice olurdu?

Aynı şekilde sosyal güvenlik sistemini savunan o insanlar olmasaydı, günümüz insanının birçoğu hayatlarını çoktan kaybetmiş ve perişanlık içinde yaşıyor olacaklardı.

Çevremizdeki insanlar tarafından ilgi görmemizin önemli olduğu kesindir. Onlara bir şeyleri iyi bir şekilde yapabildiğimizi göstermek isteriz.

Başarı korkusunu engel olarak önümüze koyan biziz. Yıkan da biz olmalıyız. Yıkılan binaların yerine ne de güzel binalar inşa edilebilir.

Eğer başarı korkusu olmazsa.

ARTUN TALAY

Yazar viralspor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mustafa Dalcı Borven İçin Ne Dedi?

Ankaraspor’a Ümit Özat da Çare Olamadı