in ,

BeğendimBeğendim

Biz Bu Kadar mıyız? / ZEYNUR PEHLİVAN

28 Ekim 2018 günü saat 16:00’da A Milli Erkek Hentbol takımımızın İzlanda ile Avrupa Şampiyonası Eleme maçları var ve ben bugünden kara kara düşünmeye başladım.

Sporla ilgisi olanlar iyi bilirler ki Ankara’nın güzel bir spor seyircisi vardır. Basketbol ve Voleybol Milli takımımızın maçlarında Başkent ve Ankara Spor Salonu hınca hınç dolar ve birçok kez spor salonunun kapısından dönmek zorunda kalırsın. Bu nedenle voleybol ve basketbol maçlarının çoğu bu güzelim kentte oynanır.

Ama aynı durum hentbola geldiğinde tam tersidir.

Türkiye Hentbol Federasyonu Spor Salonu sadece Süper Lig maçlarında değil, milli maçlarda da çoğu kez boş kalır.

Şimdi doğru oturup hentbolcu gibi konuşalım ama önce size bir anımı anlatacağım.

Eskişehir’e köyden geldiğimiz ilk günlerdi. Ben o zaman 11-12 yaşlarındayım. Bir gün annemle beraber çarşıya çıkmak için evden otobüs durağına gelmiştik. İkimizde henüz Eskişehir’i bilmiyoruz. Tabii haliyle hangi otobüsün de çarşıya gideceğini bilmiyoruz.

Neyse…

Bir otobüs geldi binmiyoruz, ikinci otobüs geçiyor ona da binmiyoruz. Fakat anneme bakıyorum, annemde, kendinden hayli emin sanki hangi otobüse bineceğimizi çok iyi biliyor tavırları var.

Bir süre geçiyor, artık dayanamıyorum ve çocuk telaşıyla anneme soruyorum. “Anne neden bir kimseye çarşıya giden otobüsün hangisi olduğunu sormuyoruz?”

Annemden bu yaşıma kadar hiç unutmadığım şu cevabı almıştım. “Gelen otobüslere bakıyorum. Hepsinde ya çok az kişi var ya da otobüs bomboş. Merkeze giden, çarşıya giden otobüsler dolu olur.

Bekle!

Hangi otobüs doluysa ona bineceğiz!

Çünkü dolu olan otobüs çarşıya gider!” demişti.

Ben olsam böyle davranır mıydım, tabii ki hayır.

Bilmediğim bir şey varsa hemen gider birisine sorarım ama şimdi bunu, bugün şöyle düşünüyorum.

Sokakta yürürken, pazarda gezinirken bile bir kalabalık gördüğümüzde “Orada neler oluyor!” diye merak eder, bizde bir göz atmak ister ve kalabalığa doğru yaklaşırız. Annemin yaptığı davranış ve söylediği sözler bir bakıma doğru mantık aslında…

Ben hatırlıyorum da, Ankara Atatürk Spor Salonunda veya Cebeci Hentbol Salonunda oynadığımız maçlarda oradan geçen esnaflar bile salonun önündeki kalabalığı görür, içeriye bir adım atarlardı.

Bugünlerde THF Spor Salonu’na gidiyorum salonun önü bomboş.

Hani kendi evimiz, hentbol ve sevdiğimiz insanlar olmasa oraya adım atmak istemem.

Çünkü önünde hiçbir hareketlilik yok. İçeride maç var mı yok mu belli değil.

Şimdi ben bu yazımda belki birilerini kıracağım veya üzeceğim ama benim jenerasyonum, benden önceki ve benden sonraki olmak üzere tüm hentbolculara söyleyeceğim birkaç sözüm var.

Şöyle kabaca düşünecek olursak 1976 yılından itibaren binlerce kişi Ankara’da okullar ve kulüpler düzeyinde hentbol oynamıştır.

Çünkü hentbolun ilk adreslerinden birisi kuşkusuz Ankara’dır.

Yani bu nedenle benim beklediğim, anladığım ve umduğum Ankara, hentbol seyircisinin çok fazla olması gereken ilk kentlerden birisidir.

Sadece bu insanlarımız, bu hentbolcularımız salonlara gelse 1500 kişilik THF Spor Salonunu doldurmamamız içten bile değil.

Neden gelmediklerini hiç bilemiyorum, tatsız bir son olmuş olabilir, ortada affedilmeyecek bir vefasızlık olabilir ki ben de çok yaşadım, sevmediğimiz insanlar olabilir ki benim de sevmediğim insan var- üstelik herkesi sevmek zorunda olduğumu da düşünmek istemiyorum- ama insan hentbola küsmemeli…

Ben şöyle düşünüyorum.

Hentbol bizi biz yapan spor…

Hentbol bana eşimi, işimi kazandıran spor…

Hentbol bana değişik kültürleri, değişik insanları öğreten spor…

Hentbol bana çok şey öğreten, beni değiştiren spor…

Hentbol beni ben yapan spor…

Kötü şeyleri ben sizlerden daha çok yaşadım. Hentbol camiasından ben de nasibimi aldım ama bunlarda bana çok şey öğretti.

Haddimi aşarak size tavsiyem, bir yetişkin ve artık büyük birer insanlar olarak gelin hentbolu bir kenara atmayın.

Vefasızlıkları unutmayın, yapılanları unutmayın ama bunun için güzelim hentbolu suçlamayın.

Çünkü bunu yapan hentbol değil, insanlar.

Gidin salonun uzak bir köşesinde oturun ama ne olur, bizim sizleri, sizleri gençlerin görmesini engellemeyin.

Ben, hentbola emek vermiş büyüklerimi salonda gördüğümde zaman çok ama çok mutlu oluyorum.

Basketbolda ki efsane Yalçın Granit gibi salondaki yerinizi alın lütfen.

Süper Lig maçlarını, Milli takım maçlarını takip edin ve gençlerin sizleri tanımasına izin verin lütfen.

Bizi sizlerden, sizleri hentboldan mahrum etmeyin lütfen.

Hentbolun öncülüğünü sizler yaptıysanız hentbol seyirci konusunda da öncülük yapmanız gerekir.

Salonlar dolmuyorsa önce sizin salonlara gelmeniz gerekir. Düğün sahibi olarak önce düğünde sizin olmanız gerekir. Salonlarımız dolsun ki hem anılarımız hem salonlarımız canlansın değil mi!

Annemin dediğini sizlere tekrar hatırlatıyorum.

İnsanlar dolu olan salonlara, kalabalıklara gelir. Bu nedenle bizler önce salonlarımızı kendimiz doldurmalıyız. Salonlarımız okullardan getirdiğimiz çocuklarda güzel ama bizim bir voleybol ve basketbolda ki seyirci kalitesini yakalamamız lazım. Bizim artık elimizde bu kadar güzel bir spor dalı varken spor salonuna kendiliğinden gelen, maçları takip eden ve salonlarımızı dolduracak sayıda insanlarımıza ulaşmamız gerekir. En önemlisi basketbolu seven, voleybolu seven seyirciler gibi hentbolu da seven bir Ankara seyircisi yaratmamız lazım. Bu da sadece sosyal medyadan başarılar dilemek veya haberi paylaşmakla olmaz, anı paylaşmakla, hentbolu yaşamakla olur.

Önümüzde bir milli maç var. Avrupa’nın, hentbolun en önemli adreslerin birisi olan İzlanda ile karşılaşacak A Milli Hentbol takımımız…

Hep birlikte olduğumuz zaman güçlü oluruz. Hep birlikte olduğumuz zaman takımımıza yalnız olmadıklarını hissettiririz.

Hep birlikte olduğumuz zaman hentbolumuzu güzelleştirebiliriz.

Bomboş salonlarda maç seyrederken ben hep içimden bu soruyu sorardım. “Biz bu kadar mıyız !”

Hentbolun, bizlerin, Ankara’da ki hentbolcuların ki milli maçlar için her kentten gelinir, bu kadar az sayıda olduğumuza inanmıyorum. Neredeyseniz lütfen evinizden çıkın, oynadığınız salonlara gelin ve hentbola destek olun.

Beşiktaş Mogaz Şampiyonlar Ligi maçında 6000 kişiyi salona çekebiliyorsa, bir milli maç da THF Spor Salonuna bu kadar sayıda seyirciyi çekebilmeli.

Kalabalık güzeldir. Kalabalık birlikteliktir. Kalabalık güçtür. Bu güzellikleri gelin hep birlikte yaşayalım, yaşatalım.

28 Ekim’de görüşmek üzere…

Hentbolla kalın.

Yazar viralspor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güneş, Gökhan Töre'yi Antrenmandan Gönderdi

Kalitemizi Ön Plana Çıkarmaya Çalışıyoruz