in

Radyo ve Spor: “Bulutların üstündeki insan”

Radyo medya cinidir. Bir şişeye sığabilecek kadar küçük, bütün kıtaları içine alabilecek kadar büyük.

Araba kullanırken, yazın plajda güneşlenirken, gece yatarken bizim en büyük arkadaşımız radyodur.

Radyonun yayınladığı müzikle güne neşeli başlar, geceleri ise hüzünleniriz. Radyo yayınları; uzun dalga birkaç yüz mil, orta dalga 160-320km, FM 80 km menzil ile sınırlıdır.

Radyonun televizyona göre üstün olduğu yanlar vardır. Hızlı enformasyon verme açısından üstündür. Teknik basitlik nedeniyle televizyona göre daha avantajlıdır.

Tv.’nin yayınlarının maliyeti yüksektir. Radyonun maliyeti hem düşüktür hem de yerli yapımcılık ağır basar. Bu bakımdan radyoda uluslararası programlar az yapılır.

Televizyonda haber üretimi çok pahalıdır, teknolojik alt yapı gerektirir. Radyo için sadece telefon hattı yeterlidir. Radyonun temel ünitesi, insan ve ses alıcısıdır. Onun kameraya, dekora, ışığa ihtiyacı olmaz. Televizyon ekranda gösterdiği karelerle sınırlıdır, halbuki radyoda hayal gücünün sınırı yoktur.

İyi bir radyo programı, insanı bulutların üstünde dolaştırır ve inmesine kolay kolay izin vermez.

Radyonun en önemli özelliği sestir. Spiker ses alıcısı ve mikrofon yeterlidir. Radyo alıcısı da televizyona göre çok ucuzdur.

Spor radyoda dört şekilde yer alır. Haber olarak, sokaktaki adamın görüşü olarak (vox pop), belgesel, inceleme ve naklen yayın olarak.

Radyoda maç yayınlarında efekt kullanmak, dinleyicide oyunun akışına katılma hissi uyandırır.

Maçın bitiş düdüğü, izleyicilerin tezahüratı buna örnektir. Efekt hiçbir zaman spikerin sesini bastırmamalıdır. Dinleyicinin dikkati hep spikerin sesinde olmalı, efekt bunu perdelememelidir.

Sokak röportajlarında ise dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Sokaktaki adamın görüşünü almak için tek soru sormak gerekir. Aynı soru herkese sorulur. Sorunun yöneltildiği mekanlar kalabalık olmalıdır. Alışveriş merkezleri, kahvehaneler, kafeler, stadyumlar gibi. Kalabalık yerlerde fondaki sesi en aza indirmek için mikrofonu görüşü alınan kişinin ağzına iyice yaklaştırmak gerekir.

Magazin programlarına ciddi başlanır, komik olanla programa son verilir. Meraklı girişler yapılır.

Böylece dinleyici radyo başında tutulur. Magazin programları genellikle yarım saattir.

Radyo kulağa hitap eden bir kitle iletişim aracı olduğundan, kullandığı dil çok önemlidir.

Radyocu elinden geldiğince gündelik konuşma dilini kullanır. Uzun cümleler kurmaz, yabancı sözcüklerden kaçınır.

Her cümlede birden fazla bilgi vermez. Ne çok hızlı, nede çok yavaş konuşur. Dakikada 180 sözcük ya da saniyede 3 sözcük radyo habercilik hızı için yeterlidir.

Konuşma diline sadık kalır. Yazarken “girilecek ise”, konuşurken “girilecekse” dendiği gibi.

Kaye M.’nin radyo dersleri kitabı ilginizi çekecektir.

ARTUN TALAY

Yazar viralspor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ankaragücü’nün Rakiplerini Kim Motive Ediyor?

Viralspor’da Olmak…