in ,

BeğendimBeğendim LoveLove

Rize Kaçkaryolu / BESİM GÜÇTENKORKMAZ

Rize’de Pazar’da deniz içindeki kaleden, Kaçkarların zirvesindeki Kale-i Bala’ya kadar uzanan muhteşem manzaralarla bezeli tarihi yol…

12 ve 13. Yüzyıllarda Karadeniz kıyılarında ticarete Cenevizliler hakimdi. Onlar da gözlerini, Kaçkarların, Kafkasların ve Hazar kıyılarının zenginliklerine dikmişti.

Horasan’ın ipeği göz kamaştırıyordu. Bu zenginliklerin Avrupa’ya taşınması için elbette denizyoluna ihtiyaç vardı. En yakın liman Karadeniz’in hemen doğusundaki Pazar ilçesi limanıydı.
Cenevizliler, Kaçkar dağı üzerinden kervanlarla getirilen malları Pazar limanından gemilerine yüklüyor ve Avrupa’ya taşıyordu.

Bu mükemmel bir ticaretti ve büyük para kazandırıyordu. Kervanlar, Kaçkar dağlarını aşarken, fırtına deresinin oluşturduğu Fırtına vadisinden kıvrılarak geliyordu. Ama bu yol oldukça tehlikeli bir yoldu ve kervanlara saldırılar düzenleniyor, soygunlar yapılıyordu.

Cenevizliler, bu soygunları önlemek için kaleler yapmaya karar verdiler. İlk kaleyi Pazar ilçesine denizin içerisine yaptılar. Bu kale, kervanlarla getirilen malların gemilere yüklendikten sonra korunması içindi.

Sonrasında Ciha kalesini yaptılar. Bu kale, Pazar limanını tepelerden görüyordu.

Sonrasında daha içerilere Zil kalesini yaptılar. Bu kale, yol güvenliğini sağlıyordu.

Ve en gerilerde, Kaçkarların oldukça yüksek ve vadiye hakim bir noktasına, sisler içinde vücut bulan Kale-i Bala’yı yaptılar.

Aynı Likya yolu gibi işaretlenmesine çalışılan Kaçkaryolu, birbirinden harika manzaralara da ev sahipliği yapıyor.

Gelen kervanlar hem dinlensin, hem de bu kalenin gözcüleri geniş bir vadiye gözetleme kulelerinden hakim olsun diye.

Bütün gücüyle dağları taşları eritecekmiş gibi akan Fırtına vadisinin üzerindeki yamaçlarda ise muhteşem konaklar ve onların yemyeşil bahçeleri yer alıyor.

İşte Fırtına vadisindeki bu dört kaleden geçen ve Kaçkarların arkasına, tam Hazar kıyılarına ve Kafkaslara kadar uzanan bu ticaret yolunun adı, “KAÇKARYOLU”

Bu yol 1600’lü yıllara kadar önemli bir ticaret yoluydu. Ancak Fatih Sultan Mehmet’in Rum Pontus İmparatorluğunu yıkmasından sonra önemini giderek kaybetti. Bu bölgenin ticareti ise Gümüşhane üzerinden Anadolu’ya kaydı.

Kaçkaryolu Yaylaları, şelaleleri, bitki örtüsü, dereleri, konakları, horonu, mıhlaması, insanları, kültürel değerleri ile bin yıllık efsane.

Yıllar içinde önemini kaybeden Kaçkaryolu’ndaki kaleler geçtiğimiz yıllarda onarıldı ve bu tarihi ticaret yolu turizme açıldı.

Pazar’dan Hemşin’e, Hemşin’den Üskül dağının üzerinden Çamlıhemşin’e ve buradan da fırtına vadisini takip ederek Kale-İ Bala’nın zirvesine kadar ulaşan Kaçkaryolu’nda, zaten Fırtına deresi başlı başına bir yaşam kaynağı.

Fatih Sultan Mehmet’in fethinden sonra Bilen köyünde yapılan minaresiz camii 700 yaşını çoktan geçmiş. Hemşin ve Palovit şelaleleri hala gürleyerek tepelerden aşağıya var gücüyle dökülüyor.

Yemyeşil çay bahçeleri mis gibi kokuyor. Yaylalar tertemiz havasıyla ve yeşilin her rengiyle insanın ömrüne ömür katıyor.

Bal deseniz en iyisi Kaçkarkarın yaylalarında. Anzer'de Gito'da, Badara'da Pokut veya Samistal yaylasında. Kaymak peynir, tereyağı bu yaylalarda en lezzetli haline ulaşıyor.

Yeşilyol ile bu bölge hırpalanmadan, en bakir şekli ile görülmeyi fazlası ile hak ediyor.

Geziyi organize eden ve bizim bu güzellikleri yaşamamızı sağlayan Rizeli Fotoğraf sanatçısı Emin Kambur’a teşekkürlerimle.

Gazeteci Besim Güçtenkorkmaz'ın birbirinden ilginç ve sürükleyici gezi izlenimlerini www.gezintihaberleri.com adresinden takip edebilirsiniz.

Written by viralspor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zaur Sadaev de Yeniden Beştepe’de

Vida Beşiktaş’ta Kalmak İstiyor