Arşivime göz gezdirirken rastladım…
Bu haberi, Kanal D’de çalışırken yapmıştım ve dönemin televizyonların en çok izlenen popüler spor programı Televole’de yayınlanmıştı. En çok izlenen derken, gerçekten tüm kategorilerde hep birinci olan bir yapımdı.
Üzerinden 25 yıldan fazla bir zaman geçmiş…
Neyse biz başlıkta yer alan, yarısı Ankaragücü, yarısı da Gençlerbirliği müzesinde yer alan yarım kupanın hikâyesine dönelim.

Yıl 1959…
Günümüzdeki adıyla Süper Lig, o dönemdeki adıyla Türkiye 1. Ligi ilk kez oynanmaya başlayacak.
Ligin başlamasına bir hafta kala, dönemin Ankara Valisi Dilaver Argun adına dörtlü bir futbol turnuvası düzenlenir.
Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanan turnuvada rakiplerini yenen Ankaragücü ve Gençlerbirliği finale yükselir…
O dönem, Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda gece maçı oynamaya elverişli ışıklandırma yoktur…
Maçın normal süresi 1-1 tamamlanır…
Uzatma dakikalarında karşılıklı 2’şer gol daha atılır ve müsabaka da 3-3 tamamlanır.
Yukarıda da yazdığım gibi sonraki hafta Türkiye 1. Lig’i başlayacaktır ve maçın bir kez daha oynanmasına iki takım yöneticileri de yanaşmaz…
Kupanın sahibini kura ile bulma fikri de kabul görmez…
Hangi yöntemle kimin olacağı tartışmaları uzarken, maçın hakemi Ziya Ozan devreye girer ve çözümü sunar…
Kupa ortadan ikiye bölünecektir ve yarısı Gençlerbirliği’ne yarısı da Ankaragücü’ne verilecektir.
Bu yarım kupa önceki yıllarda, Atatürk Orman Çiftliği’ne yaptırılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda açılan Türk Futbol Tarihi Sergisi’nde de yer aldı.
Yarım kupanın hikâyesi böyle…
Kupanın benim için anlamını aktarayım…
Böyle bir kupanın varlığını öğrendiğimde, Ankaragücü ve Gençlerbirliği yöneticilerine haber yapma talebimi ilettim…
Gençlerbirliği’nin yarım kupasını, Maltepe’deki Vehbi Koç Öğrenci Yurdu binasındaki, Vehbi Koç’un Gençlerbirliği Kulübü’ne tahsis ettiği bölümün alt katında toz toprak içinde, örümcek bağlamış bir halde buldum.
Ankaragücü’nün yarım kupasının da farkı yoktu…
Sarı lacivertlilerin kupası da Tandoğan Tesisleri’nde karton bir kutunun içindeydi.
Her iki parça da önemli hasar görmüştü…
Kulpları gövdeden ayrılmıştı.
Kupa parçalarını, Ankara Kalesi eteklerinde bu işleri yapan bir tamirciye götürüp bakımlarını yaptırdım.
Maçta forma giyen, ulaştığım bir Gençlerbirliği futbolcusu ile kırmızı siyahlı ekibin sahasında bir röportaj gerçekleştirdim ve hikâyeyi, soyadını şu an hatırlayamadığım Tevfik isimli oyuncudan kamuoyuna aktardım.
Sonra da haberini yapıp, dünya futbol tarihinde ender rastlanan böyle bir müsabakanın ve kupanın varlığını tüm Türkiye ile paylaştım.
ORHAN KARADAĞ




