Ankaragücü, dondurucu Ankara ayazında oynanan maçta Karaman FK’yı 1-0 yendi.
Sezon başı kadro oluşturulduğunda Ankaragücü’nün kalesi emin ellerdeydi.
Defans dörtlüsü TFF 2. Lig için üst kalite isimlerle doluydu.
Ön libero ve orta sahanın göbeği de 2. Lig’in en pahalı oyuncularını barındırıyordu.
En büyük soru işaretleri Enes Tepecik, Mervan Yusuf Yiğit, Atakan Güner ve Miraç Şimşek’ten oluşan kanat ve santrafor mevkisinde oynayacak oyuncuların performansıydı.
Benim iddiam “bu takım zor gol yer zor da gol atar” şeklindeydi.
İddiamın zor gol atar kısmında başarılı oldum.
26 hafta geçti, puan cetvelinin ilk 11 sırasındaki takımlar arasında gol sayısı en düşük takım Ankaragücü.
Miraç Şimşek ve Mervan Yusuf Yiğit’in 45 günlük cezaları da düşük skorda etkili oldu.
Ankaragücü 26 maçta 34 gol atmış, maç başı gol ortalaması sadece 1,3.
İddiamın “zor gol yer” kısmı da 2 maç dışında tuttu diyebiliriz.
26 maçta 29 gol yemiş Ankaragücü.
İki Elazığ maçını çıkarsak 24 maçta sadece 0,8 gol yeme ortalamasına sahip takım.
Sarı Lacivertli Başkent ekibi sezon boyunca hep 1 ya da 2 gol atarak maç kazanabilmiş.
2’nin üzerinde gol attığı maç sayısı sadece 2.
Geçen sezon Gençlerbirliği’ni uzaktan izlerken Recep Karatepe’yi başarısız saha sonuçlarına rağmen “cesur söylemlerinden” dolayı desteklemiştim.
Sonra Ankaragücü’ne göreve geldiğinde yanıldığımı, Hoca’nın sandığım kadar cesur olmadığını gördüm.
Recep Hoca 1-0 öne geçtiğinde, hele de skor 2-0 olunca hemen el frenini çekiyor.
Skoru korumak için takımı geriye yaslıyor.
Bu yüzden düşme hattı dışındaki takımlar arasında en az gol atan takım Ankaragücü.
Hoca, dünkü maçta da anlayışını değiştirmedi.
Aslına bakılırsa Enes Tepecik gibi yaratıcı bir oyuncunun olmadığı maçta, ilk yarıdaki oyun tatmin ediciydi.
Mesut Kesik’in müthiş asisti, Atakan Güner’in muhteşem kafa golü, soğuk Ankara ayazında içimizi ısıttı.
İlk yarıda gol öncesi Başkent ekibinin en az 4-5 çok önemli pozisyonu vardı.
Son vuruş ya da final paslarındaki hatalar golün daha erken gelmesini engelledi.
Golden sonra zaten klasik Recep Karatepe anlayışı sahaya yansıdı.
Gol atmaktan çok skoru koruma iç güdüsü ile 90 dakika tamamlandı.
Geçen hafta kendi sahasında 5 gol yiyen bir takım karşısında sadece 1-0’lık galibiyet birilerinin moralini bozdu.
Eleştirilerin dozu arttı.
Benim anlamadığım 5-0’lık Elazığspor yenilgisini bile “yol kazası” olarak değerlendirip susanların, takım 5 haftadır kaybetmezken neden birden Recep Karatepe muhalifi oldukları.
Hal böyle olunca en uslanmaz Recep Karatepe muhalifi olarak ne yapacağımı şaşırdım.
Başta istihbarat elemanı olmak üzere bu arkadaşlar muhalif kanada geçtilerse, onlarla aynı yerde olmam mümkün değil.
Ben artık “kötü oyun/bol puan” istikrarını koruyan Recep Karatepe’nin yanındayım.
Yönetimin sözleşme uzatmadan dolayı pişman olduğu bilgileri gelse de “Recep Karatepe’ye sahip çıkalım” arkadaşlar.
Bir hatırlatma: Geçen hafta devre arasında Başkan İlhami Alparslan’ın soyunma odasını ziyaret ettiği bilgisini teyit ettim.
Bilgilerinize…
İlhami Başkan dolarları dağıtmayı sürdürüyor.
Dünkü maça da 1000 dolar prim vaat etmiş.
Başkana, bu primle kıyaslama yaparak Şanlıurfa maçına 5000 Dolar mı prim vereceğini sordum, üst limitin 2500 Dolar olduğunu söyledi.
Bu prim sistemini doğru bulanlar var, eleştirenler var.
Şu ana kadar işe yaradı mı?
Bence yaradı.
Aidiyet duygusundan yoksun oyuncuların maçlara konsantrasyonu dolarlarla sağlandı.
Bu iş Hoca’nın işi ama o bunu yapamayınca Başkan devreye girdi.
Başkanın yoğurt yiyişi böyle.
İlhami Başkan dolarları bulduğu, maçlar kazanıldığı sürece Recep Hoca ve Başkan İlhami Alparslan başarılıdır.
Nokta…
Bu hafta Youtube yayını Pazartesi saat 21.00’de.
Yayında görüşmek üzere…
METİNER ERDEM




