Süper Lig’in 24.haftasında Gençlerbirliği evinde Kayserispor’ u konuk etti.
Son haftalarda olduğu gibi yine birebir rakiplerden biri olması nedeniyle yine kritik bir 90 dakikaydı. Yine klasik 4-1-4-1 ile sahaya yayılan kırmızı-siyahlı ekip, maçın ilk yarısında geçen haftaki Eyüpspor maçına göre daha istekli bir görüntü çizdi. İlk yarıda topa daha çok sahip olup, daha fazla oynamaya çalışan taraftı Başkent ekibi. Fakat bu isteğe karşılık hücumda pek fazla bir şey üretemedi.
Bugün santrafor bölgesinde görev alan Traore’nin ileride top tutmada sıkıntı yaşaması ve rakip stoperlerin arasından çıkamaması maçın içinde etkisiz bir görüntü çizmesine yol açtı. Metehan ve Cihan’ın çabalarıyla çizgiden top getirmeye çalışsa da, içeri devrilme ya da topu merkeze çevirme işlerini doğru yapamadı ve bu şekilde umut vadedebilecek atakların hiç biri bir tehlike yaratamadı.
Gençlerbirliği her zaman için kanattan gelmeyi seven bir takım oldu bu sene için fakat ama özellikle sol kanatta, stoper orijinli bir bek olan Thalisson’un bek bindirmelerini efektif yapamaması nedeniyle, Metehan’a biraz fazla yük biniyor ve ancak Tongya’nın yardımı ile o kanat efektif şekilde işleyebiliyor. Sahada ilk yarıda eksikliği en çok hissedilen oyuncu tartışmasız Koita oldu. Onsuz Gençlerbirliği, hücum gücünün önemli bir bölümünü kaybediyor.
İkinci yarının başında Koita değişikliği beklerken Göktan oyundan çıkıp yerine Samed girdi. Bu değişikliğe çok bir anlam veremedim ben, Göktan her ne kadar kanatta verdiği performansı merkezde veremiyor olsa da bu maç bence kötü değildi. İkinci yarının başında ilk yarıdaki istek ve topa sahip olma eğilimini pek göremedik sahada. Kayserispor’un attığı golün milimetrik ofsayt olması ile belki çok daha kötü senaryolar başına gelebilirdi Gençlerbirliği’nin. Gol iptali sonrası Koita’nın oyuna girmesiyle biraz daha kıpırdanma oldu Gençerbirliği’nde fakat Koita oyuna girerken çıkan oyuncunun Tongya olması şaşırtıcıydı. Çıkan oyuncu maç boyu çok bir etkinlik gösteremeyen Traore olmalıydı. Nitekim Tongya’da hocasına tepki gösterdi. Daha ikinci haftadan oyuncuların teknik direktöre tepki göstermesi çok da iyiye işaret değil. Hocanın oyuncularla iletişimini biraz daha kuvvetlendirmesi gerektiği ortada.
Yönetimin durup dururken verdiği teknik direktör değişikliği kararı Levent Hoca’yı geldiği ilk günden itibaren baskı altında çalışmaya zorladı ve ilk 2 hafta içinde hocadan çok da pozitif bir şey göremedik. Hocanın bundan sonraki haftalar için çok daha dikkatli olması şart. Tutan bir sistem vardı, sakatlar iyileşince de buradan devam edip macera aramamak hoca açısından da faydalı olacaktır.
Son 3 haftada alt sıralarda birebir rakip olan takımlarla yapılan maçlarda 2 puan çıkması kötü bir tablo oldu ve kulüpte yaratılan gereksiz türbülans futbolcuları, teknik heyeti ve özellikle taraftarı büyük ölçüde etkiledi. Oyunu günden güne gelişen ve puan durumunda da kötü bir grafik çizmeyen takım, çok kısa sürede yine düşme psikolojisine doğru sürüklendi.
Ligin boyu kısalmaya başladıkça geriye kalan en önemli şey psikolojik direnç olacaktır, ama yönetimin geçtiğimiz haftalardaki performansı ile bu hesapları yapamayacağı fazlasıyla ortaya çıktı. Böyle kritik bir dönemde dürtüsel hareketlerle Gençlerbirliği’ni geriye götürmeye kimsenin hakkı yok. Levent Şahin için de zor bir durum tanımadığı bir camiaya kritik bir dönemeçte ve özellikle sakatların olduğu bir dönemde gelmek. Ama onun da bir şekilde buradan çıkış yolunu bulması gerekiyor, yoksa bu yönetim kısa zamanda faturayı ona kesip yeni hoca arayışlarına başlar. Sakatların tamamıyla iyileşmesi ve eski güzel performanslara geri dönülmesi dileğiyle
SEÇKİNCE




