Gençlerbirliği, geçen sezon Metin Diyadin’in olağanüstü performansı ile son hafta ligde kalmayı başardı.
Bu sezon, geçen sezon yapılan hatalardan ders alınarak sezona iyi bir başlangıç yapılır diye düşündük ama nafile…
Yaşananlar ortada.
Başkan Arda Çakmak’a karşı yönetim içinde bir hareket başlatıldı.
Kimileri buna “muhalefet” diyor, kimileri ise açıkça “darbe girişimi” olarak nitelendiriyor.
Ben ikinci tanıma daha yakınım.
Çünkü gerekçe ne olursa olsun bir kulüpte seçilmiş başkanı, yönetim kurulu içindeki hesaplarla etkisiz hale getirmeye çalışmak ne etik açıdan ne de Gençlerbirliği kültürü açısından doğru bir yöntemdir.
Beğenilmeyen bir yönetimin hesabı kulislerde değil, genel kurulda sorulur.
Nitekim Arda Çakmak da topu üyelere attı ve olağanüstü kongre kararı aldı.
Demokratik olan da budur.
Ancak bu süreçte dikkatimi çeken başka bir gelişme var.
Başkan Arda Çakmak’ın Kulüpler Birliği toplantısına katılmak için Ankara’dan ayrıldığı gün gerçekleştirilen darbe girişiminde beş kişilik icra kurulu oluşturuldu.
İşin ilginç yanı, bu kurulda hem Başkan Arda Çakmak var hem de kongrede karşısına çıkması beklenen isim bulunuyor.
Büyük ihtimalle kongrede Arda Çakmak’ın rakibi Ahmet Duman ya da Ali Osman Avşar’dan birisi olacak.
İşte tam da burada Gençlerbirliği adına önemli bir fırsat görüyorum.
Evet…
Belki bu yapı, yanlış bir yöntemle ortaya çıktı.
Belki başlangıcı doğru değildi.
Ama doğru yönetilirse, sonucu Gençlerbirliği adına çok değerli olabilir.
Çünkü bugün kulübün en büyük sorunu seçim değil.
Zaman.
Transfer dönemi bütün hızıyla devam ediyor.
Takım önemli oyuncularını kaybetti.
Geçen sezon Süper Lig’de son haftada kalmış bir takımın iskelet kadrosunun güçlendirilmesi gerekirken, kulüp kongre atmosferine girdi.
Bu ortamda mevcut yönetimin büyük mali yük getirecek transferlere imza atması eleştirilir.
Yeni gelecek yönetim ise henüz yetki sahibi değil.
Kaybedilen her gün rakiplerin lehine işliyor.
İşte bu yüzden diyorum ki…
Madem aynı masadasınız…
Madem kulübün geleceği için birlikte karar alma zemini oluştu…
O zaman bunu kişisel hesaplaşmalar için değil, Gençlerbirliği’nin geleceği için kullanın.
Arda Çakmak…
Ahmet Duman…
Ali Osman Avşar…
Ekibe Arda Çakmak’a yakın bir isim bir de tarafsızlığına inanacağınız futbolu bilen bir üye alın.
Bir araya gelin.
Metin Diyadin’in raporunu önünüze koyun.
Kim başkan olursa olsun kabul edeceği, kulübü mali açıdan zora sokmayacak, Süper Lig’de rekabet edecek ortak bir transfer politikası belirleyin.
Sadece transfer değil, sponsorluklar için de aynı kurul ortak akılla kararlar alabilir.
Kongrede kazanan değişebilir.
Ama transferler, sponsorlar Gençlerbirliği’nin transferi, sponsorları olur.
Hiç kimse “Ben yaptım” diyemez.
“Hep birlikte yaptık” demek zorunda kalır.
İşte o zaman bu darbe, kulübün geleceğini karartan değil, önünü açan bir dönüm noktası olarak hatırlanır.
Aksi halde…
Bugün birbirini yıpratan yöneticiler, yarın başarısız bir sezonun sorumluluğunu da birlikte taşımak zorunda kalırlar.
Çünkü Süper Lig kimsenin iç hesaplaşmasını beklemez.
Fikstür işler.
Transfer dönemi kapanır.
Puanlar kaybedilir.
Ve kaçan fırsatlar, aylar sonra telafi edilemez.
Gençlerbirliği Temmuz ayının sonunda bir seçim yapacak.
Ama asıl tercih sandıkta değil, akıllarda yapılacak: Bugün herkes kişisel hesabını bir kenara bırakıp ortak akıl ve sorumlulukla hareket ederse, kazanan Gençlerbirliği olur.
METİNER ERDEM




