Öncelikle Süper Lig 2026-2027 sezonunun tüm paydaşlara ve tüm Türk futbol ekosistemine hayırlı olmasını dileyerek başlamak istiyorum.
Önemli transferlerin imza attığı bu senede lig yarışının kıran kırana geçmesi, ülkemizi Avrupa’da temsil eden takımlarımızın başarılı bir tablo çizmesi tüm futbolseverlerin ortak dileği olacaktır.
Umarız ki milli takımımız da Dünya Kupası’ndaki kötü performansı unutturacak bir performans gösterir Uluslar Ligi’nde.
Maç ile başlayacak olursak, Fenerbahçe’nin güncel kadro ve form durumu, ve tabi ki Gençlerbirliği’nin kadro eksikliklerinden dolayı da, Fenerbahçe adına kolay alınacak bir galibiyet olarak gözüküyordu.
İsmail Kartal, Şampiyonlar Ligi hasretini bitirmek adına, Lyon maçı öncesi bu maçta rotasyona gitmeyi tercih etti. Bence haklı bir düşünceydi ama belki de daha az agresif bir rotasyon tercih edilebilirdi ya da en azından ikinci yarının hemen başında değişiklikleri yapma noktasına gidebilirdi.
Aslına bakarsak rotasyonlu kadro ile de Fenerbahçe ilk yarı baskılı, etkili bir futbol oynadı ve ilk yarıdan işi bitirebilirdi de. Fakat ikiyi atıp fişi çekemeyince Gençlerbirliği anları iyi oynadı ve eline gelen fırsatları çok iyi değerlendirdi. Fenerbahçe’ye bu maçı kaybettiren hatalar, savunmada oyun kurulumunun yapılamaması ve tehlikeli bölgelerde kaybedilen toplar oldu. Bir de golü bulduktan sonra Fenerbahçe’nin daha dengeli oynaması gerekirdi bence, sen zaten golü bulduktan sonra baskıdan biraz daha vazgeçip topu daha iyi dolaştırmaya odaklansan, Gençlerbirliği’nin bu kadro kalitesi ile yerleşik oyunda Fenerbahçe kalesine yaklaşma şansı dahi olmayabilirdi.
Gençlerbirliği’ne gelecek olursak, Başkent ekibinin güçlü rakibi karşısında zaten oynayabileceği belli bir oyun vardı ve bu oyunun olabileceği kadar verimli şekilde sahada uygulandığını söyleyebiliriz.
Ana planda 4-1-4-1 gibi olan ama rakip topa sahip olduğunda kanatların bek kademesine ve ofansif orta sahaların kendi yarı sahasına gerilemesiyle 6-3-1’e dönülen bir oyun yapısı vardı. Yapılacak şey belliydi, alanları doğru kapatıp rakibin öndeki defansını fırsat bilip hızlı geçişlerle gol aramak. Bu plan da işe yaradı iki net pozisyonda gelen iki gol ile.
Hocanın dediği gibi bu galibiyet aldatıcı olabilir bu noktada, ama Metin Hoca’yı gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Geçen sezon yaptığımız övgüleri bu sezon da devam ettireceğiz gibi duruyor hoca için. Bu takım son sezon bir sürü hoca gördü ama gerçekten Metin Diyadin ile bu takım ayrı bir hava ile oynuyor. Takım bugün hücumda doğru aksiyonları yapmasının yanında, takım savunmasını da doğru yaptı. Özellikle Gençlerbirliği öne geçip Fenerbahçe tarafında yapılan oyuncu değişiklikleri sonrası gözler Greenwood’daydı. Tongya yaptığı savunma yardımı Greenwood’un hareket alanını önemli ölçüde kısıtladı ve belki de galibiyetin kilit noktası oldu. Hem savunmada hem hücumda önemli bir performans veren Tongya, birkaç gün önce babasını kaybetmesine rağmen çıkıp golünü atan Oğulcan ve eski takımına karşı kalesinde devleşen İrfan Can Eğribayat maçın X faktörleriydi. Başkent ekibi adına.
Gençlerbirliği’nde ekonomik sıkıntılar olduğu herkesin bildiği bir gerçek.
Elbette ki Onyekuru’lara, Niang’lara yapılan boş yatırımların sonuçları bir yerde çıkacaktı. Kadronun yetersiz olduğu aşikar ama Gençlerbirliği yönetimi akıllı davranırsa bonservis veya kiralama bedeli ödemeden gerekli bölgelere transfer yapabilecektir.
Büyük takımların çoğunda kadrolar şişkin ve çıkmak zorunda kalacakları oyuncular var . Bunun yanında oynatılamayacak genç yetenekler de var. Gençlerbirliği yönetimi transfer penceresi kapanırken bu fırsatları kovalamalı.
Diabate ve Tongya’nın satılmasının gündemde olduğu söyleniyor. Her ne kadar beğensem ve potansiyelli olduğunu düşünsem de kaynak yaratmak için Diabate’nin satılabileceğini düşünüyorum, bence onun yeri dolar. Ama Tongya için ekonomik olarak gerçekten tatmin edici bir teklif yoksa satılmamalı yerini dolduramayacağın için.
Geçen sezon Gençlerbirliği’nin en sağlam bölgesi olan kaleci rotasyonunun bozulması beni sezon sonu karamsarlığa itmişti ama İrfan Can bu performansı devam ettirirse bu boşluğu dolduracak gibi duruyor.
Bunun dışında Salih Uçan da iyi bir ekleme oldu bence sağlıklı bir Etebo ile de defansif orta saha rotasyonunun yeterli olacağını düşünüyorum. Şu an için sakatlık problemi olsa da Kevin Rodrigues eklemesinin de doğru bir hamle olduğunu düşünüyorum, sol bek önemli bir eksikti.
Şimdi yönetim son gün transfer fırsatlarını değerlendirip forvet, kanat ve ofansif orta saha transferlerini bitirebilirse Metin Diyadin’in saha içi geri kalan her şeyi halledeceğini düşünmekteyim.
SEÇKİNCE




