Ankaragücü, TFF’nin ulusal kulüp lisans kriterlerini yerine getiremediği için üç puan silme cezası aldı.
Kulübün karara karşı yedi gün içinde Tahkim Kuruluna itiraz etme hakkı var.
Geçen sezon da aynı cezayla karşılaşılmış, yapılan itirazın ardından Tahkim Kurulu cezayı kaldırmıştı.
Başkan İlhami Alparslan, bu kez itiraz etmeyeceklerini açıkladı.
Kararın kulübe 5 Ekim’de tebliğ edildiği kabul edilirse itiraz süresi 12 Ekim’de dolacak.
Puan silme tarihi de 13 Ekim olacak.
Ne kadar acı değil mi, bir tarafta Ankara’nın Başkent olmasının gururunu yaşayacağız, diğer tarafta Başkent’in en büyük değerlerinden birinin 3 puanının silinmesine gözyaşı dökeceğiz.
Ancak mesele, kaybedilen üç puandan çok daha büyük.
Ankaragücü’nü 15 yıldır yakından takip ediyorum.
Son 10 yıldır da köşe yazılarımda ve YouTube programlarında, dilim döndüğünce yaşananları anlatmaya çalışıyorum.
Başkanlar değişiyor, yönetimler değişiyor, verilen sözler değişiyor.
Ankaragücü’nün içine sıkıştığı sarmal değişmiyor.
Bir yönetim kulübü borçlarıyla baş başa bırakıyor, ardından bir başkası kurtarıcı olarak karşılanıyor.
Bir süre sonra, kurtarıcı diye alkışlananların arkasında bıraktığı yükün daha da ağır olduğu görülüyor.
Elbette bu durum sadece Ankaragücü’ne özgü değil.
Bursaspor, Gaziantepspor, Eskişehirspor, Malatyaspor, Giresunspor, Orduspor ve İzmir’in köklü kulüpleri…
Listeyi uzatmak mümkün.
Şehirler, takımlarına duydukları sevgiyi zaman zaman yöneticilere koşulsuz bağlılığa dönüştürüyor.
Hesap sormanın yerini alkış, sorgulamanın yerini sadakat alıyor.
Kurtarıcı olarak görülenlerin kulübün geleceğini tükettiği anlaşıldığında ise iş işten geçmiş oluyor.
Benim “celladına âşık olmak” dediğim tam da bu.
Meşhur sarı öküz hikâyesini bilirsiniz.
Hikâyenin özü, ilk taviz verildiğinde sonraki kayıpların da yolunun açılmasıdır.
Bana göre Ankaragücü, sarı öküzünü Cemal Aydın döneminde kulübü Gökçek ailesine teslim ederek verdi.
Kurtarıcı olarak alkışlanan, aşık olunan Melih Gökçek, Ankaragücü’nü kaderine terk ettiğinde kulübün borcu 100 milyon TL, o günkü kurla 52 milyon ABD Doları’ydı.
Ankaragücü, Süper Lig’den TFF 2. Lig’e kadar düştü.
Ardından Metin Akyüz’ün de çabalarıyla Mehmet Yiğiner dönemi başladı.
Transfer yasakları kaldırıldı.
Takım önce 1. Lig’e, ardından Süper Lig’e yükseldi.
Süper Lig’deki ilk sezonunda da kümede kalmayı başardı.
Bunları yok sayamayız.
Ancak sportif başarı, mali yanlışları ortadan kaldırmıyor.
Mehmet Yiğiner, takım 1. Lig’deyken parasızlıktan dolayı denize düştüğünden “yılana sarıldı.”
İstanbul ekibi ile ortaklık kurarak kulübün transferlerini onlara teslim etti, hatasını anlayıp Başkanlıktan ayrıldığında ardında bıraktığı borç, sadece futbol ailesine 23 milyon Avro’ydu.
Şahıslara olan borçlarla bu rakamın 50 milyon Avro’yu bulduğu bizzat sonraki başkan tarafından dile getirildi.
Yani İsmail Mert Fırat’ın bugün bıraktığı borcun tıpa tıp aynısı.
Fatih Mert, teknik direktörler dahil 42 alacak dosyasıyla karşılaştıklarını da söyledi.
Yani üst lige çıkmanın sevincinin arkasında, gelecek yönetimlerin önüne bırakılan ağır bir fatura bulunuyordu.
Mehmet Yiğiner’den sonra başkanlık koltuğuna Fatih Mert oturdu.
Ancak o dönemde davul Fatih Mert’in boynunda, tokmak büyük ölçüde Faruk Koca’nın elindeydi.
Geçmiş borçların önemli bir bölümünün kapatılması, Faruk Koca’yı camianın yeni kurtarıcısı yaptı.
Camianın yeni aşkı doğmuştu.
Sonrasında yaşananlar ise ortada.
Hakeme atılan yumruk, yalnızca bir kişinin öfkesinin sonucu olarak kalmadı.
Bedelini Ankaragücü’nün itibarı ödedi.
Faruk Koca’nın Emre Yıldız ve Mustafa Dalcı gibi camiada yoğun tepki gören tercihlerine, başkanlık için desteklediği İsmail Mert Fırat da eklendi.
Süper Lig’de devralınan takım, bu sürecin sonunda kendisini 2. Lig’de buldu.
İlhami Alparslan’ın bugün ulaşamadığını söylediği İsmail Mert Fırat, geride yalnızca sportif bir başarısızlık bırakmadı.
Sonraki yönetimin önüne, kulübün varlığını tehdit eden bir mali tablo da bıraktı.
10 milyon Avro futbolcu alacakları, 1,5 milyar TL şahıslara olan borçlar, 400 milyon TL’lik vergi ve SGK yükü…
İsmail Mert Fırat döneminde vergi ve SGK borçlarının ödenmediğini yazıp Adana Demirspor örneğini verdiğimde, dönemin basın sözcüsü İsmail Can Ocak, adımı açıkça kullanarak beni “tetikçilikle” suçlayan bir açıklama yayımlamıştı.
Bugün gelinen nokta, benim o dönem yaptığım uyarıların haklılığını gösteriyor.
İsmail Can Ocak’tan beklenen, o günkü suçlamasının arkasında durmak veya yanıldığını kabul etmektir.
Bir özür beklemek çok mu?
O gün bu açıklamanın yanında duran, bana sırt çeviren bazı meslektaşlarımın da kendilerini sorgulaması gerekiyor.
Bir başkan görevdeyken susup, gittikten sonra eleştirmek kolay.
Gazeteciliğin değeri, yanlışları zamanında söyleyebilmektir.
Gazi Ercüment Tekin ve Muhammet Yaman’ın kısa başkanlık dönemleri de kulübü bu sarmaldan çıkaramadı.
Onların başkanlığı Ankaragücü’ne sadece vakit kaybettirdi.
Gazi Ercüment Tekin döneminde kulübün elindeki teminat olarak gösterilen gayrimenkullerin zorla sattırılmasını daha önce de eleştirmiştim.
İlhami Alparslan’ın bugünkü açıklamaları, benim yine haklı olduğumu bir kez daha ortaya koydu.
O gayrimenkuller satılmasa bugün eksi 3 puan cezası olmayacaktı.
Bugünkü borcu ödemek için geleceğin imkânlarını ortadan kaldırırsanız, bir sonraki krizde başvuracak kapınız kalmaz.
Şimdi bütün dikkatler üç puan silme cezasına çevrilmiş durumda.
Ben de diyorum ki: Ankaragücü eksi 3 puanla kurtulursa öpsün başının üstüne koysun.
Eksi üç puanla bu sezonu tamamlayabilirse asıl İlhami Alparslan’ı onursal başkan yapsınlar, bir de Ankaragücü’nü bu sezon üst lige çıkarırsa Beştepe’ye heykelini diksinler.
FIFA, borcunu ödemeyen kulübe 3 dönem transfer yasağı uygular.
Bu 3 dönem içinde borç ödenirse yasak kalkar.
Bu 3 dönem içinde borç ödenmezse asıl büyük yaptırımlar o zaman başlar.
Bugün Adana Demirspor, Malatyaspor, Hatayspor’un yaşadıkları bu.
Mart-Mayıs 2025’te 3 dönem transfer yasağı alınan 8-10 dosyada FIFA’nın verdiği 3 dönemlik süre Ocak 2027’de doluyor.
Bu dosyaların her biri Ankaragücü’ne eksi 6 puana mal olacak nitelikte.
İlhami Başkan, asıl önemi o dosyalara verdiğini bu nedenle vergi-SGK’dan dolayı gelecek eksi 3 puanı göğüsleyeceklerini söyledi.
Umarım İlhami Alparslan başarır.
Umarım yıllar sonra ilk kez, bu camianın umut bağladığı bir başkanın ardından yeni bir borç enkazını konuşmayız.
Ve umarım Ankaragücü, artık celladına âşık olan bir camia olmaktan çıkar.
METİNER ERDEM




