Ankaragücü, Fethiyespor deplasmanından 2-2 beraberlikle bir puanla döndü.
Sezonun ilk haftasındaki Ankara Demirspor karşılaşmasından sonra, “Ankaragücü bir daha bundan daha kötü oynar mı?” diye kendi kendime sormuştum.
Yanıtını Fethiye’de aldım.
Meğer oynarmış.
Ankara Demirspor karşısında pozisyona bile giremeyen bir takım vardı ama rakibine de fazla fırsat vermemiş, son dakika golüyle kaybetmişti.
Fethiye’de ise savunmasıyla, orta sahasıyla, hücumuyla tel tel dökülen bir Ankaragücü izledik.
Hafızamı yokluyorum, geçen sezonki Elazığspor maçları dışında bu kadronun bu kadar kötü oyununu hatırlamıyorum.
Aradaki fark, Elazığspor’un bulduğu pozisyonları değerlendirmesi, Fethiyespor’un ise cömertçe harcamasıydı.
Ev sahibi iki gol attı, en az yedi sekiz gol pozisyonundan da yararlanamadı.
Ankaragücü adına maçın kahramanı, kalesinde iki gol gören Görkem Cihan’dı.
Bir kaleci iki gol yediği maçın kahramanı oluyorsa, takımın geri kalanının ne halde olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek var mı?
Görkem olmasa bugün beraberliği değil, farklı bir yenilginin boyutlarını konuşuyorduk.
Onun dışında herkes kötüydü.
Rakip defans arkasına atılan toplarla arasında karbon kağıdı varmış gibi tamamen benzer pozisyonlara girdi, kenardan oyunun gidişatını değiştirecek bir müdahale gelmedi.
Recep Hoca saha kenarında etkisiz eleman görüntüsündeydi.
İnsan ister istemez soruyor: Bu takım hafta boyunca ne çalışıyor, rakibine karşı nasıl hazırlanıyor, işler ters gittiğinde hangi plana başvuruyor?
Fethiye’de bu soruların hiçbirinin cevabını sahada göremedik.
Ankaragücü taraftarı futboldan anlar.
Her maç galibiyet istemez, her rakibi ezip geçmeni de beklemez.
Mücadele edersin, terinin son damlasına kadar savaşırsın, kaybetsen de seni sırtında taşır.
Ama ruhsuzluğa tahammülü yoktur.
Maçın son çeyreğinde tribünden yükselen “Oyna, oynasana…” tepkisi de tam olarak bunaydı.
Ankaragücü, Karacabey Belediyespor’u iyi oynamadan, İnegölspor’u ise mükemmel oynayarak aynı skorla, 4-1 yenmişti.
İnegölspor karşılaşmasından sonra övgüyü esirgemedik.
Çünkü mesele kişileri eleştirmek değil, sahada gördüğümüzün hakkını vermek.
Fethiye’de gördüğümüz ise o övgülerin üzerine kocaman bir soru işareti koydu.
Soruyoruz:
Bu takımın oyununu belirleyen Recep Karatepe’nin hafta boyu yaptırdığı teknik ve taktik hazırlıklar mı, yoksa futbolcuların maç günkü keyfi mi?
Eryaman’da kalabalık taraftarın önünde iştah yükseliyor, deplasmanda ise “Doksan dakika bitse de gitsek” havası seziliyor.
Bu kadar kötü oyuna, hele ki Mervan Yusuf Yiğit gibi bir golcünün eksikliğine rağmen Fethiye’den bir puanla dönmek elbette kazanç.
Umarım bu futbolun üzerine bir de o ABD dolarları prim diye dağıtılmamıştır.
Dağıtıldıysa alan ayıp etmiştir.
Yazıyı uzatıp ne kendimin ne de okuyucuların canını sıkmak istiyorum.
Takımın tek golcüsünü, aldığı küçük bir darbeden sonra rakibi küçümseyerek kadroya almaz haftaya oynanacak Trabzon maçına saklamak istersen, sonuca üzülsen ne olacak üzülmesen ne olacak?
Beni üzen asıl olay Ankaragücü köy kasaba yollarında can mücadelesi verirken, birlik beraberliğe her şeyden çok ihtiyaç duyulurken dün taraftarlar arasında çıkan kavgaydı.
Sağ Kapalı ile BEÇ arasında çıkmış diye bilgi geldi.
Umarım barış sağlanır, olay Fethiye’de kalır, Ankara’ya yansımaz.
VİRALSPOR youtube yayını bu akşam saat 20.30’da.
Yayında görüşmek üzere.
METİNER ERDEM




