Ankaragücü, TFF 2. Lig Beyaz Grubun düşme adayı takımlarından Altınordu ile deplasmanda 1-1 berabere kaldı.
Daha 30’uncu saniyede yenilen golle maça 1-0 yenik başladı Ankaragücü.
Rakip çok zayıf olduğundan Ankaragüçlü futbolcular tepki gösterir, nasıl olsa kazanır bu maçı diye düşündük.
Dakikalar ilerledikçe gördük ki futbolculardan en küçük tepki, teknik direktörden de oyuna en küçük müdahale yok.
“Saldım çayıra, mevlam kayıra” misali oynuyormuş gibi yapan 11 futbolcu, takımı yönetiyormuş gibi yapan bir teknik direktör.
Evet Enes Tepecik’e yapılan hareket yüzde bir milyon penaltıydı.
Beğenmediğimiz Nuri Muhammet Yaman yönetimi İskenderunspor maçında fahiş hata yapan hakemin 4 maç ceza almasını sağlamıştı.
Umarım yeni yönetim de bu hakeme öyle bir ceza verdirir ki Ankaragücü’nün hakkını yemenin neye mal olacağını dünya âlem görür.
Ancak yediği önünde, yemediği arkasında olan, yönetimin tüm mali yükümlülükleri yerine getirdiği Ankaragücü’nün; kaderine terk edilmiş bir takımı “hakeme rağmen de” yenmesi gerekiyordu.
Karambolde atılan gol, penaltı beklenilen pozisyon, birkaç da cılız atak dışında koskoca 90 dakika Ankaragücü hiçbir şey veremedi.
Maçın en ilginç yanı, aynı ilk yarıdaki maç gibi Altınordu’nun önce Ege Arslan ile öne geçmesi, ardından Ankaragücü’nün Mervan Yusuf Yiğit ile beraberliği sağlaması.
Dejavu gibi, sadece dakikalar farklı.
Ligin dibine demir atan Altınordu’ya karşı 2 maçta 4 puan kaybetti Ankaragücü.
Bu hafta play off rakiplerinin neredeyse tamamı puan kaybederken Ankaragücü kazanmalıydı ama olmadı.
Ankaragücü sadece bu maç değil haftalardır çok kötü oynuyor.
Ankaragücü teknik direktörü de sadece bu maçta değil haftalardır formsuz.
Aslında Recep Karatepe için her şey çok iyi gidiyordu.
Kendi tercihleri değil, doğaçlama gelişen olaylarla gençlerden oluşan bir takımla çalışmaya başladı.
Önce bahis skandalıyla Mervan Yusuf Yiğit takımdan ayrıldı, yedek kulübesine hapsedilen Atakan Güner ilk 11’e döndü, müthiş performans sergiledi.
Ardından Mahmut Tekdemir, Yusuf Emre Gültekin, Halil İbrahim Pehlivan, Diego Özçakmak ve Mesut Kesik’in sakatlanmasıyla gençler sahne aldı.
Recep Hoca, gelir gelmez A takımdan U19’a gönderdiği Fatih Arhan’ı mecburiyetten geri çağırdı, takım mağlupken bile 5 dakikalığına olsun oyuna almaktan korktuğu Batuhan Gürsoy, Arda Doğan gibi gençler mecburen ilk 11’e monte edildi.
Teknik direktörlüğe yeni başlayan hocalar için gençlerle oynamak kolay, rahatlıkla hükmedebilirsin onlara.
Hoca şansı, Ankaragücü tam da o haftalar grubun zayıf takımları ile oynanıyordu, peş peşe galibiyetler gelince Ankaraspor maçı sonrası kovulacakken, kahraman oldu.
Ne zaman ağır tüfekler sözleşmeleri uzatıldı, sakatlıktan kurtuldu, Recep Hoca’nın performansı geriledi.
Hazır olmayan Mervan Yusuf Yiğit için Atakan Güner’i bitirdi.
Yusuf Emre Gültekin’i on numara pozisyonunda oynatabilmek için Enes Tepecik’i kanada aldı, verimini düşürdü.
Henüz hazır olmayan diğer tecrübeli oyuncuları oynatabilmek için Arda Doğan’ı, Batuhan Gürsoy’u yedek kulübesine çekti.
Bu hafta da bu takımın en çok eleştirilen futbolcusu Diego Özçakmak için Muhammed Hüseyin Sevgili’yi yedek bıraktı.
Gerçi Muhammed Hüseyin Sevgili son haftalarda formsuzdu, dinlendirilmesi gerekirdi ama alternatifi Diego Özçakmak olmamalıydı.
Sakatlıktan sonra orta sahada istenilen verimi veremeyen kaptan Mahmut Tekdemir’in, Osman Çelik ile birlikte stoper tandemini oluşturması çok daha faydalı olurdu.
Belli ki hoca tecrübeli oyunculara hükmedemiyor, taviz olarak onları hazır olmamalarına rağmen oynatıyor.
Takım tepetaklak giderken, çok kötü oynanırken şans golüyle kazanılan Beyoğlu Yeni Çarşı maçının ardından, muhtemelen kokoreççi dükkanından gelen tavsiye ile sözleşmesi uzatıldı.
Bir kez daha altını çizerek yazıyorum.
Ankaragücü kadro kalitesi açısından bu ligin ilk 3 sırasında olması gereken bir takımdır.
Ancak futbol aklı olmadığı için bu kadro hem teknik hem de idari açıdan iyi yönetilemiyor.
Futbolcular isterse oynuyor, istemezse oynamıyor.
Bu hafta lider Batman Petrolspor’u yenip, bir sonraki hafta Karacabeyspor’a kaybederlerse şaşırmayın.
Bu takım play off’a kalabilir mi?
Hoca performansı ile zor ama belki yönetim performansı ile olabilir.
Yalnız yönetimin de kendisini parayla sevdiren ebeveynler gibi abartılı primden vazgeçmesi lazım.
Prim başarının tek anahtarı değil, aksine alıştırırsan kulüp için en büyük beladır.
Umarım bu kulüp bir futbol aklına kavuşur, günlük kararlarla yönetme zafiyeti son bulur.
Ankaragücü futbol aklının olmamasının acısını, değerlerini bir bir kaybederek yaşıyor.
Geleceğin yıldızı olarak gösterilen Sıraç Astanakulov, Türk statüsünde oynatılamadığı için sözleşmesini tek taraflı feshetmiş, transferin son gününde Bodrumspor ile 2,5 yıllık sözleşme imzalamıştı.
Sıraç’ın ardından Ankaragücü, bir başka genç yıldızı Hasan Nazarov’u kaybetti.
Hem de duyduğum zaman “bu nasıl bir becerisizliktir” diyeceğim şekilde.
Azerbaycan’da alt yaş milli takımlarında oynayan, TFF 1.Lig’de, Ziraat Türkiye Kupası’nda Süper Lig takımlarına karşı başarıyla Ankaragücü formasını terleten Hasan Nazarov, Bölgesel Amatör Lig’e transfer oldu.
Böylelikle transfer yasağı kalkmadan Ankaragücü’ne dönme şansı kalmadı.
Ankaragücü aylardır Hasan Nazarov’u Türk statüsünde oynatacağı sözüyle bekletti.
Yönetim bunu beceremeyince, genç yeteneği iyi bir fiyata iyi bir takıma satmak yerine transferin son gününde BAL Ligi takımlarından Keçiören Belediyesi Bağlumspor’a gönderdi.
Hasan Nazarov amatör lisansla oynadığı için TFF 2. Lig’de oynayamasa da BAL Ligi’nde oynayabiliyor.
Sıraç, en azından TFF 1. Lig’de zirve mücadelesi veren Bodrumspor’a transfer olurken, bence Sıraç’tan daha yetenekli olan Hasan Nazarov’un amatör lige transferi Ankaragücü’nde futbol aklının olmamasının göstergesi olarak tarihe geçti.
METİNER ERDEM





1 Yorum
Pingback: Ankaragücü Sıraç'tan Sonra Hasan Nazarov'u da Kaybetti - viralspor