Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında Antalya, temposu yüksek ve izlerken keyif veren bir maça ev sahipliği yaptı. Gençlerbirliği sahaya alıştığımız, sürpriz barındırmayan kadrosuyla çıktı. Kağıt üzerinde dengeli görünen mücadelede oyunun hikâyesi ise detaylarda gizliydi.
Karşılaşmanın ilk bölümlerinde Antalyaspor savunmayı oldukça önde kurmayı tercih etti. Bu tercih, Gençlerbirliği adına ciddi fırsatlar doğurdu. Başkent ekibi, savunma arkasına attığı toplarla rakibini birkaç kez hazırlıksız yakaladı. Hatta ilk yarı bittiğinde skor tabelası 2-1 ya da 3-1 Gençlerbirliği lehine olabilirdi. Ancak bu avantajın skor olarak sahaya yansımaması, biraz şanssızlık biraz da net bir beceriksizlikti. Böyle maçlarda farkı açamazsanız, oyunun sizi cezalandırma ihtimali her zaman vardır.
İkinci yarıda Gençlerbirliği oyuna tutunmaya çalışsa da bu kez Antalyaspor’un etkisi daha belirgin şekilde hissedildi. Özellikle oyuna sonradan giren Ballet’in kenarlardan yaptığı zorlamalar, Gençlerbirliği savunmasını ciddi şekilde yıprattı. Bu noktada maçın kırılma anlarını doğru okumak gerekiyor.
Başkent ekibi adına mağlubiyetin ana sebebini, sağ ve sol beklerin performansına bağlamak yanlış olmaz. Thalisson ve Pereira rakibe kolay orta yaptırdı, yapılan ortalarda ise ters kademeye girmekte ciddi sorun yaşandı. Yenilen gollerde bu zaafiyetler fazlasıyla netti. Modern futbolda beklerin hem savunma hem de pozisyon alma disiplinini kaybetmesi, faturayı ağır kesiyor. Bunun yanında maçın kaybedilmesinin bir diğer önemli sebebi geçen hafta övdüğümüz maç temposu kontrol kabiliyetiydi. Gençlerbirliği bu maçta tempoyu kontrol edemedi, edebilseydi puan ya da puanlar çıkarmak çok olasıydı.
Bireysel performanslara gelirsek… Bu maçta en çok dikkatimi çeken isim Metehan oldu. Mücadeleden hiç düşmedi, topu ileri taşıdı ve zaman zaman hat kıran paslarla arkadaşlarını gol pozisyonuna soktu. Hücumda ise Niang ve Koita’yı olumlu haneye yazmak gerekir. Ligin ilk yarısının son bölümünde çıkışa geçen Koita, formunu sürdürmeye devam ediyor. Niang da önceki maçlara kıyasla daha hareketli, daha istekliydi.
Ancak Oğulcan için aynı şeyleri söylemek zor. Kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda bitiricilik anlamında çok etkisizdi. Kaçan fırsatlar, maçın sonunda “keşke” dedirten anlara dönüştü.
Gençlerbirliği bu mağlubiyetle önemli bir avantajı elinden kaçırdı. Bu tür maçlar “yenemiyorsan yenilme” kategorisine girer ama başkent ekibi bunu başaramadı. Yine de tabloya genel baktığımızda kaybedilmiş büyük bir şey yok, hatalardan ders çıkarıp hedef yolunda aynı konsantrasyon ile devam etmek gerekiyor.




