Ankaragücü, Kepezspor’u son dakika golüyle 3-2 yenerek play off yolunda bir engeli daha kayıpsız geçti.
Maç sonu stattaki görüntüler, ardından Esenboğa’daki muhteşem karşılama bana Gümüşhane ruhunu hatırlattı.
Gümüşhane’de büyük haksızlığa uğrayarak 2-1 kaybeden Ankaragücü’nü o gün de binlerce taraftar Esenboğa’da karşılamış, o birlik beraberlik şampiyonluğu getirmişti.
Kepez kahramanlarını Esenboğa’da karşılama fikri olağanüstü önemliydi.
Takip ettiğim kadarıyla da bu konuda sosyal medyada ilk paylaşımı Bağımsız Ankaragüçlüler yaptı.
Yöneticiliklerini acımasızca eleştirsem de hepsinin çok iyi Ankaragüçlü olduklarını biliyorum.
Dün gece Esenboğa’da yaşanan güzelliğe katkılarından dolayı 44. Dönem Ankaragücü Başkanı Gazi Ercüment Tekin ve arkadaşlarını tebrik ediyorum.
Maçın tartışmasız kahramanı Mervan Yusuf Yiğit’ti.
Bucaspor maçının ardından hakkında iğrenç iddialarda bulunanlara gereken cevabı vermiştir umarım.
Çok özel bir oyuncu Mervan Yusuf Yiğit.
Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.
Nerdeyse tüm golleri jeneriklik oluyor.
Babası İrfan bey ile son haftalarda sürekli statta görüşüyoruz.
Eşiyle birlikte geliyor, oğlunu izliyor.
İnegölspor maçında böyle bir evlat yetiştirdiği için İrfan beyin alnından öpeceğim.
Bazen kahramanlık öyküleri sizin önceden kafanızda olmayan şekillerde yazılıyor.
Kepezspor düşme potasındaki bir takım.
Play off potasındaki neredeyse tüm takımlara kendi sahasında kaybetmiş.
Son 12 haftada sadece küme düşen Bucaspor’u yenebilmiş.
Ankaragücü maçından puan almaları kendileri açısından mucize olurdu.
Maçın henüz 15. saniyesinde Miraç Şimşek, ardından Atakan Güner ile yakalanan 2 pozisyondan biri gol olsa güle oynaya Ankaragücü maçı kazanacaktı.
Normal bir galibiyet olarak görülecek, hafta sonu İnegölspor maçına da en fazla 5-6 bin taraftar gelecekti.
44. dönem ile ilgili yazım üzerine beni telefonla arayan Başkan İlhami Alparslan’ın da beklentisi bu yöndeydi.
Ancak, rakip zayıf da olsa 2-0’dan muhteşem dönüş yapılması, galibiyet golünün Tuzlaspor maçındaki gibi son dakikada gelmesi belki de Gümüşhane ve Tuzla maçları gibi yıllardır konuşulacak bir hikâyenin konusu oldu.
Şimdi İnegölspor maçında adım gibi eminim Bursaspor’unkine benzer tribün görüntülerine sahne olacak Eryaman Stadı.
O maçtan en küçük korkum yok, o taraftar her halükârda o maçı alır.
Dünkü maçın teknik direktör zekâsı ile kazanıldığının da altını kalın bir çizgiyle çizmek gerekiyor.
Aslında Recep Karatepe hoca çok büyük risk aldı.
İkinci yarı oyuna aldığı Yusuf Emre Gültekin sakatlanınca hem onu hem de gününde olmayan santrafor Atakan Güner’i oyundan aldı.
Yerlerine iki stoper Muhammed Hüseyin Sevgili ve Mert Can’ı aldı.
Yetinmedi, kısa süre sonra orta sahadan Mesut Emre Kesik’i çıkardı, elindeki son stoper Özgür Aktaş’ı oyuna dahil etti.
Maç kaybedilse bugün ben dahil herkes 5 stoperle maçı tamamlayan Recep Karatepe hocayı linç ediyor olurduk.
Ancak anlaşıldı ki hoca patates tarlasından farkı olmayan o zeminde top sürerek atak yapmanın imkansızlığını görmüş, takımın boyunu yükselterek hava toplarıyla sonuca gitmeyi tercih etmiş.
Rakibin böyle bir zaafı olduğu açık ki önce İsmail Çokçalış, ardından da Mervan Yusuf Yiğit’in kafa golleriyle artık tarihe geçecek galibiyet geldi.
Günün sonunda Recep Karatepe hoca haklı çıktı, kendisini bu taktik zekasından dolayı kutluyorum.
Başkan son dakika golüyle gelen galibiyetten o kadar etkilendi ki göz yaşlarına hâkim olamadı.
Futbolculara da sezonun en yüksek primini (3 bin ABD Doları) vermiş.
Maçta 3 penaltı vardı, Ankaragücü 34. haftada ilk kez penaltı kazandı.
Açık söyleyeyim en neti Halil İbrahim Pehlivan’ın rakibe yaptığı itme hareketiydi.
Halil İbrahim Pehlivan tecrübesindeki bir oyuncu için çok acemice yapılmış bir hareketti.
Neyse ki Halil İbrahim Pehlivan ikinci yarıdaki oyunu ve yaptığı asistle bu hatasını telafi etti.
Hakem Sabit Selvi’yi ve yardımcılarını da Ankaragücü’nün kazandığı 2 penaltı için kutluyorum.
Ben ancak 5-6 kez izledikten sonra ikisinin de penaltı olduğuna yüzde 100 inandım.
İddia ediyorum, Süper Lig’de olsa iki penaltı da ancak VAR kararıyla verilirdi.
VAR olmadan benim 5-6 kez izledikten sonra ikna olabildiğim iki penaltıyı saliseler içinde yakalamak her hakem harcı değildi.
Helal olsun Sabit Selvi ve yardımcılarına.
Yazmayayım diyorum da dayanamıyorum.
Bana sürekli, sanki geçmişte sessiz kalmışım gibi “Sen neden takımı 2. Lig’e düşüren İsmail Mert Fırat, Faruk Koca hakkında bir şey yazmıyorsun da habire 44. dönemi yazıyorsun” diyorlar.
Onlar zaten eski parayla 1 katriyonlarını kaybetmiş, biri ömür boyu yasak almış, diğerinin sokağa çıkacak yüzü kalmamış.
Onlar almış alacakları cezayı zaten.
Zamanında 44. dönemdekilerin yüz katı eleştirmişim.
Bu arkadaşlar da rahat dursalar yazmayacağım ama durmuyorlar.
Tetikçinin birini bulmuşlar hakaret ettiriyorlar, iftira attırıyorlar.
Ben de cevabını kalemimle vermeye çalışıyorum, bir de hukuk yoluyla.
Yine boş durmadı 44. Dönem başkan vekili.
Komik eylemlerini ortaya çıkarınca, takımın yakaladığı ivmeyi düşürmek için o yazıyı yazdığımı iddia ederek taraftara hedef gösterdi.
Yetmedi beni Başkan İlhami Alparslan’a şikâyet etmeye kalkıştı.
Öğrendiğime göre ağzının payını almış.
Başkanın işi başından aşkın, sizin komik eyleminiz umurunda değil ama bir yere de mutlaka not etmiştir.
O şimdiden taraftarın gönlünde efsane oldu.
İnanıyorum ki “Ankaragücü’nün ihtiyacı olursa” eksi 3 puan tehlikesini de bertaraf edecektir.
Sadece eksi üç puan değil, sizin yüzünüzden FIFA’dan gelmesi muhtemel eksi 6 puan cezası da inşallah bertaraf edilecek.
Öyle Başkanı arayıp, “Aman Başkan 20 Nisan’a dikkat” demekle olmuyor bu işler.
Zamanında sırf sorumluluk almamak için kongreden bir gün önce elinizdeki parayla herkesin bildiği o dosyayı kapatmadınız.
Elinizdeki o parayı SGK’ya yatırmak yerine o dosya için peşinat olarak verseydiniz 4-5 milyon liraya kapatılacak dosya için bugün Ankaragücü’nün kasasından yaklaşık 22 milyon TL para çıkmazdı.
Yazık değil mi bu kulübe?
İlhami Başkan neler çekiyor o paraları bulabilmek için.
Yazının başında da yazdım sizler iyi taraftarsınız, taraftar olarak kalın.
Şükredin ki Mehmet Yiğiner’in hatırı var, İlhami Başkan sessiz kalıyor.
Yoksa ipliğinizi öyle bir pazara çıkarırdı ki sokağa çıkacak yüzünüz kalmazdı.
Bu arada hala takibimdesiniz bilmiş olun.
Haber1910 zaten beni ikna etmişti, kendilerine teşekkür etmiştim.
Bir de son 2 günkü paylaşımlarından dolayı Harun Demirtaş’a teşekkür edeyim.
Komik eylemde ısrar eden herkes yola gelecek.
Hepinize “En büyük başkan İlhami Alparslan” dedirtmezsem bana da Metiner Erdem demesinler.
Hepinize sevgiler.
Pazar günü Eryaman’daki locanıza eksiksiz bekliyorum.
METİNER ERDEM




