Süper Lig’in 29. haftasında Başakşehir’e konuk olan Gençlerbirliği için maç öncesi ne yazık ki çok umutlu olmayan tahminlerimiz vardı.
Galibiyet hayali zaten çok ütopikti, takımların mevcut form durumlarına göre deplasmanda 1 puan büyük başarı olacaktı.
Ama tahminlere yakın bir sonuç ortaya çıktı ve maç daha ilk yarıda bitti diyebiliriz.
Thalisson’un kayıp düşmesinden sonra alanı boşaltmasından kaynaklı yenilen gol son haftalardaki bedavadan gol yeme furyasının devamı olacak nitelikteydi. Thalisson’un savunma özellikleri ve kademe anlayışı çok sıkıntılı ve çok konuşulmasa da sezon içerisinde bu durum çokça sefer Gençlerbirliği’ne zarar verdi.
Alternatifi olabilse yedek kulübesinden çıkabileceğini düşünmüyorum ama ne yazık ki yok.
Gol yenildikten sonra da Gençlerbirliği adına oyunun gidişatının çok kötü olmadığını söyleyebiliriz. Beraberliği yakalayabilecek bazı pozisyonlara girdi Başkent ekibi. Son haftalara bakıldığında uzun zamandan bu yana ilk defa gol atabilir hissini verdi.
Ama beklenen gol gelmedi ve kısa süreçte yenen gollerle bir anda maç 3-0’a geldi ve maçın geri kalanı formalite ve farkın daha çok açılmaması için oynama durumuna döndü.
Volkan hocanın da maç sonu söylediği gibi takım çok kırılgan.
Küme düşmeme yarışı bu tarz kırılganlıkları kaldırmaz. Gençlerbirliği’nin bu kadar konsantrasyonsuz ve kırılgan oynamaya hakkı yok. Hele de kalede çok iyi iş çıkaran bir kaleci varken. Velho olmasa bugün çok kırıcı bir mağlubiyet gelebilirdi. Takımın düzeltmesi gereken en önemli şey, bu psikolojinin üstesinden gelip bu işin şakasının olmadığını anlamak olmalı.
Haftaya lig lideri Galatasaray konuk olacak.
Bu maç için de herhangi bir beklentiye girmenin pek gerçekçi olmayacağını düşünüyorum.
Sadece, sahada bir toparlanma, bir reaksiyon görülmesi lazım. İyi mücadele ve gelebilecek bir golle gol orucunun bitmesi küme düşmeme yarışında final haftaları gelirken çok önemli olacaktır.
Bu arada altını çizmek gerekirse, Volkan Demirel’in ilk gelişindeki daha iyi performansının biraz da Hüseyin Eroğlu’nun bıraktığı takımla alakalı olduğunu şu anki tabloyla anlayabiliyoruz.
Takım tepetaklak gidiyor ve hoca bu konuda pel bir şey yapamıyor. Takımın hocayı çok sevdiği söyleniyordu ama hocanın ikinci gelişinde hiç bir oyuncunun performansını arttırdığını göremedik ya da oyuna herhangi bir pozitif dokunuş yapabildiğini.
SEÇKİNCE




