Ankaragücü evinde oynadığı karşılaşmada İnegölspor’a 2-1 yenilerek play-off yolunda çok ağır bir darbe aldı.
Herkesin bildiği gibi, Ankaragücü sezona oldukça sıkıntılı başladı.
Transfer yasakları, ekonomik sorunlar derken, kısa sürede sarı lacivertli kulüp, üç başkan seçti…
İlk iki başkan sorunlara çare olamadılar, çözüm üretemediler ve bırakıp gitmek zorunda kaldılar…
Üçüncü başkan İlhami Alparslan oldu…
Hemen baştan yazayım, tüm sorunlarına karşın Ankaragücü’nün küme düşeceğine inanmadım, gündemime almadım.
Sıkıntı yaşardı, dalgalanırdı, ama bu kadro ligde kalırdı.
İlhami Alparslan’ın göreve seçilmesiyle sarı lacivertli kulübün ve camianın üzerindeki, deyim yerindeyse ”ölü toprağı” kalktı.
Başkan Alparslan kendi yönetim tarzıyla sorunları çözmeye başladı ve bugünlere geldik.
Bu süreçte, başlıkta yer alan cümlede olduğu gibi Ankaragücü camiası; ister hayal, ister rüya deyin, play-off heyecanıyla yaşamaya başladı…
Biliyorum çok zor bir ihtimal ama…
Ben bunun bitmesini istemiyorum.
Artık ligde normal sezonun son iki haftasına girildi.
59 puanla 6. sırada yer alan Ankaragücü, hafta sonu deplasmanda Erbaaspor’a konuk olacak, son hafta ise İskenderunspor’u ağırlayacak.
61 puanla 5. sıraya yükselen Şanlıurfaspor, hafta sonu lig ikincisi Muğlaspor’a konuk olacak, son hafta ise evinde Başkent’in bir diğer takımı Sincan Belediyesi Ankaraspor’u konuk edecek.
Ankaragücü ile Şanlıurfaspor’un puan eşitliği halinde avantaj Başkent ekibinde… Ankaragücü, sezonun ilk yarısındaki maçta Şanlıurfaspor’u 4-1 yenmiş, ikinci maçta da 2-2’lik sonuçla sahadan ayrılmıştı.
Ne diyelim?
Biz kalbimizi temiz tutalım, son iki haftada sonuçların Ankaragücü lehine olmasını dileyelim.
İnegölspor maçında ne mi oldu?
Başkent, İnegölspor karşısına, belki de en önemli maçına, sezonun hasadının yapılacağı maça çıktı.
Sarı lacivertliler 2025-2026 sezonunun son üç maçını kazanmak zorunda olduğunun bilincindeydi.
Ankaragücü’nün bu kritik maça çıkarken önemli eksikleri vardı.
Haftalardır elindeki rahatsızlığı gerekçesiyle doğru dürüst zaman alamayan Mahmut Tekdemir, Yusuf Emre Gültekin’in yanı sıra cezalarından dolayı Miraç Şimşek ile Halil İbrahim Pehlivan da İnegölspor karşısında forma giyemedi.
Uzunca bir aradan sonra sarı lacivertli taraftar da tribünlerdeki yerini aldı.
Zaten dillere destan tribün desteğini bir kez daha kusursuz sergiledi.
Oyunun ilk dakikalarından itibaren Ankaragücü, kanatlardan rakibinin üzerine gitti.
Play-off iddiasını sürdürebilmek için puan alması gerektiğinin bilinciyle mücadele eden konuk İnegölspor da özellikle kendi sağ kanadından Ankaragücü kalesine geldi.
Başkent ekibinin istekli oyunu sonucunda pozisyonlar birbiri peşi sıra gelmeye başladı.
Ankaragücü, 23. dakikada Mervan Yusuf Yiğit ile gole çok yaklaştı. Şutunda top üst direkten oyun alanına döndü. Mervan Yusuf Yiğit 25. dakikada bir kez daha gole çok yaklaştı. Bu kez adeta topu ezdi ve pozisyondan yararlanamadı.
Atakan Güner de, 45. dakikada uygun pozisyonda topu kaleciye teslim etti. 58. dakikada da yakın mesafeden ağları havalandıramadı.
İnegölspor da etkili hızlı hücumlarla pozisyon buldu… 45+1. dakikada İnegölspor’dan Kerem Dönertaş’ın ceza alanı önünden yaptığı vuruşta top yan direğe çarpıp oyun alanına döndü.
62.dakikada Görkem Cihan, Hasan Alp Altınoluk’un yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşunda muhteşem bir refleksle topu kornere atarak, kelimenin tam anlamıyla takımını ayakta tuttu.
Ankaragücü’nün atakları devam etti…
Ama olmadı.
Hücumda son vuruşlardaki beceriksizlik mi, şansızlık mı desem, isabet kaydedeme ve savunmadaki dikkatsizlikler, bir anda rüzgarın terse dönmesine neden oldu.
71.dakikada atamayana atarlar kuralı acımasız şekilde işledi… Hüseyin Afkan, savunmanın arkasına atılan topu kaleci Görkem Cihan’ın yanından filelere gönderdi.
Ardından yine savunmanın hatası, uzatmalar oynanırken İnegölspor 2-0 öne geçti. 90+5’te penaltı kazanan Ankaragücü, Mervan Yusuf Yiğit’in ayağından golü kazansa da maç konuk ekip lehine 2-1 tamamlandı.
En umutsuz anlarda bile beklenmedik olumlu gelişmelerin yaşanabileceğini, geleceğin belirsizliğini, sabırlı olunması gerektiğini anlatan bir atasözü vardır…
”Gün doğmadan neler doğar” diye…
Bekleyelim ve görelim son iki hafta neler getirecek?
ORHAN KARADAĞ




