Gençlerbirliği’nde kongreye az bir süre kala başkanlık yarışının seyri tamamen değişti.
Başkan adaylığını açıklayan Ali Osman Avşar yarıştan çekildi.
Avşar, çekilme gerekçesi olarak mevcut yönetim tarafından 1000 civarında yeni üye yapılmasını gösteriyor.
Ancak edindiğim bilgilere göre meselenin yalnızca yeni üyelerle sınırlı olmadığı anlaşılıyor.
Asıl kırılma noktası, Avşar’ın yönetimine almak istediği ve kulübe toplam 250 milyon lira hibe etmeyi taahhüt eden iş insanlarının üyeliklerinin yapılmaması…
Üye olamayan isimler doğal olarak yönetim kurulunda da yer alamayacak.
Böyle olunca Avşar’ın oluşturmak istediği mali yapı daha kongre yapılmadan dağıldı.
Ali Osman Avşar, kulübe şahsen 150 milyon lira; yönetimine almak istediği arkadaşları da 250 milyon lira olmak üzere toplam 400 milyon liralık hibe taahhüdünü noter aracılığıyla vermişti.
Bu küçümsenebilecek bir rakam değil.
Üstelik mevcut dönemde kulübe ceplerinden önemli miktarda para koyan isimlerin başında da Ali Osman Avşar ile onunla birlikte hareket eden Adnan Duman geliyor.
İddialara göre bugüne kadar Başkan Arda Çakmak yaklaşık 110 milyon lira, Ali Osman Avşar ve Adnan Duman ise 30’ar milyon lira civarında kulübe kaynak sağladı.
Şimdi iki önemli finansör Avşar ve Duman yeni yönetimde olmayacak.
Gençlerbirliği’nin şu ana kadar gerçekleştirdiği transferler, Süper Lig için açık biçimde yetersiz.
Bunun nedenini yalnızca kongre belirsizliğiyle açıklamak mümkün değil.
Görüşülen futbolcuların istedikleri peşinatlar ödenemediği için, adı Gençlerbirliği ile anılan birçok oyuncunun sözleşme imzalamaktan kaçındığı ifade ediliyor.
Futbolcuya “Gel, anlaşalım” demek yetmiyor.
Masaya oturduğunuzda peşinatı ödeyemiyorsanız o futbolcu başka kulübe gider.
Nitekim Gençlerbirliği’nin gündemine gelen birçok isimde yaşanan da bu oldu.
Kulübün ağustos ayı sonuna kadar yaklaşık 250 milyon liralık sıcak paraya ihtiyaç duyduğu konuşuluyor.
Hadi bu parayı Ousmane Diabate’yi satarak buldunuz.
Eylül’de ihtiyaç duyulan dudak uçuklatacak bir para.
Peki bu para nereden bulunacak?
Ali Osman Avşar ve arkadaşlarının sağlayacağı 400 milyon liralık hibe seçeneği ortadan kalkarken, yeni yönetimin mali yükü nasıl taşıyacağı henüz bilinmiyor.
İsmail Geliç’in adaylığı da hâlâ ciddi bir soru işareti.
Aday olsa bile ihtiyaç duyulan bu kaynağı kısa sürede sağlayıp sağlayamayacağı belirsiz.
Sezonun başlamasına iki haftadan az süre kaldı.
Gençlerbirliği 25 Temmuz’da kongresini yapacak, yönetimini belirleyecek, görev dağılımını tamamlayacak, kaynak oluşturacak, transfer görüşmelerini sonuçlandıracak ve yeni oyuncuları ligin ilk haftasındaki Fenerbahçe maçına yetiştirecek…
Kâğıt üzerinde bile son derece zor görünen bir takvimden söz ediyoruz.
Üstelik Gençlerbirliği’nin ilk sekiz haftalık fikstürü son derece ağır.
Fenerbahçe, Galatasaray, Başakşehir ve Göztepe gibi zirve mücadelesi vermesi beklenen takımlarla karşılaşılacak.
Böyle bir fikstüre eksik ve hazırlıksız girmenin bedeli ağır olur.
Bu fikstür teknik direktör de götürür, yönetim de…
Daha sonra kimsenin “Şanssız başladık”, “Takımın uyum sorunu vardı” ya da “Transferler geç kaldı” deme hakkı olmaz.
Çünkü tehlike bugünden görülüyor.
Başkan Arda Çakmak’ın seçime kendisini gerçekten zorlayacak güçlü bir rakiple girmek istemediği yönünde ciddi bir kanaat var.
1000 civarında yeni üyenin kongre öncesinde kulübe alınması bu nedenle tartışılıyor.
Avşar’ın yönetiminde yer vermek istediği, kulübe 250 milyon lira hibe sağlayacağı belirtilen iş insanlarının üyeliklerinin yapılmaması da bu tartışmayı daha önemli hâle getiriyor.
Sayın Çakmak’a sormak gerekiyor:
Gençlerbirliği’nin kasasına girecek yüz milyonlarca liradan daha önemli olan nedir?
Kulübün geleceği mi, seçimin garanti altına alınması mı?
Güçlü adayların önü açılmayacak, mali destek sağlayacak iş insanları kulübe üye yapılmayacak, ardından da “Gençlerbirliği’nin paraya ihtiyacı var” denilecekse burada açık bir çelişki vardır.
Kulislerde konuşulan başka önemli iddialar da var.
Cantürk Alagöz’e yakın iki ismin Arda Çakmak’ın listesine alınacağı, bu isimlerin daha sonra kulüpte çok etkin roller üstleneceği, hatta ilerleyen süreçte yönetimin Alagöz Holding’in kontrolüne geçebileceği ileri sürülüyor.
Bunlar şimdilik iddia…
Ancak Gençlerbirliği gibi köklü bir kulübün geleceğini ilgilendiren bu kadar önemli iddialar, “Kongreden önce konuşmayacağım” denilerek geçiştirilemez.
Arda Çakmak, listesini ve mali planını açık biçimde kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Alagöz Holding ile nasıl bir ilişki kurulacaktır?
Listeye gerçekten Alagöz’e yakın isimler alınacak mı?
Bu isimlerin kulüpteki görevleri ne olacaktır?
Alagöz Holding’in gelecekte Gençlerbirliği yönetimini devralması gibi bir plan var mıdır?
Ve en önemlisi: İsim sponsorluğu konusu neden özellikle gündemden düşürülmüştür?
Bir süredir “Gençlerbirliği’ni Gençlerbirlikliler yönetsin” deniliyor.
Bu cümle kulağa hoş geliyor.
Ancak aynı çevrelerin, isim sponsorluğu alacağını açıkça deklare eden Arda Çakmak’ı bu konuda eleştirmekten özellikle kaçınması dikkat çekiyor.
Başkası isim sponsorluğundan söz edince kulübün kimliği tehlikeye giriyor da Arda Çakmak söylediğinde neden sessizlik hâkim oluyor?
İlke, kişiye göre değişmez.
İsim sponsorluğuna karşıysanız herkese karşı çıkarsınız.
Destekliyorsanız bunun şartlarını ve sınırlarını açık biçimde tartışırsınız.
Bir aday için başka, diğer aday için başka ölçü kullanmak Gençlerbirliklilik değildir.
Arda Çakmak yeniden seçilirse, bugüne kadar eleştiri oklarının yöneldiği Arif Ölmez’in bir kez daha başkan vekili olarak yönetimde etkin rol üstleneceği belirtiliyor.
O zaman ne değişmiş olacak?
Kulübün bugünkü mali ve sportif tablosundan şikâyet edenler, aynı isimlerle ve aynı yönetim anlayışıyla nasıl farklı bir sonuç bekliyor?
Gençlerbirliği’nin ihtiyacı yalnızca kongre kazanacak bir liste değildir.
Kulübün acilen paraya, güçlü bir transfer planına, güven veren bir yönetime ve hesap verebilirliğe ihtiyacı vardır.
Arda Çakmak, rakipsiz ya da zayıf rakipli bir seçimi kazanabilir.
Ancak asıl mesele seçimi kazanmak değil, Gençlerbirliği’ni kaybetmemektir.
Bugün güçlü rakiplerin önünü kapatarak kongre kazanmayı düşünenler, yarın sahada alınacak kötü sonuçların, yapılamayan transferlerin ve büyüyen mali krizin sorumluluğundan kaçamaz.
Çünkü Gençlerbirliği’nin artık ne kaybedecek parası ne de kaybedecek zamanı var.
İddia ediyorum; kongre önlem almazsa düşecek ilk takım şimdiden bellidir.
METİNER ERDEM




