Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    viralspor
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    • ANASAYFA
    • FUTBOL
    • BASKETBOL
    • VOLEYBOL
    • KİŞİSEL
    • YAZARLAR
    • TÜM SPORLAR
    • VİRALSPOR YOUTUBE
    viralspor
    Anasayfa » Blog » Ankaragücü’nde Sorun Yönetimde Değil, Sahada 
    Futbol

    Ankaragücü’nde Sorun Yönetimde Değil, Sahada 

    viralspor xviralspor x7 Eylül 2026
    Facebook Twitter WhatsApp

    Geçen sezon Recep Karatepe’yi çok eleştirdim. 

    Bu yüzden ben de eleştirildim. 

    Bu sezon başlamadan önce de kendi kendime bir söz verdim. 

    Recep Hoca’ya kredi tanıyacak, daha ilk haftalardan ağır eleştiriler yöneltmeyecektim. 

    Hele Başkan İlhami Alparslan  Recep Hoca’nın yaptığı bir jesti anlatınca kendi kendime “Metiner bu krediyi mutlaka tanımalısın” dedim.  

    Ama olmuyor… 

    Gerçekten olmuyor, kendime verdiğim sözü tutamıyorum! 

    Ankaragücü, dün ligin vasat takımı Ankara Demirspor karşısında inanılmaz kötü oynadı. 

    Uzatmalarla 97 dakika oynanan oyunda tek bir pozisyonu dahi olmaz mı favori takımın? 

    Sürekli yan pas, geri pas… 

    Ankaragücü her yan ve geri pas yaptığında Ankara Demirspor savunması yerini aldı, alanları kapattı ve hücum edecek boşluk bırakmadı. 

    Ankaragücü sürekli set hücumu oynamaya çalıştı ancak bunu başarabilecek tempoyu, hareketliliği ve pas hızını bir türlü yakalayamadı. 

    Rakip teknik direktör Ankaragücü’nü belli ki çok iyi analiz etmiş. 

    Ankaragücü’ne istediği oyunu değil, kendisinin savunmak istediği oyunu oynattı. 

    Merkezi kapattı, Ankaragücü’nü kenarlara yönlendirdi ve yapılacak ortaları karşılamaya hazır bir savunma düzeni kurdu. 

    Ankaragücü o kadar çok kenar ortası yaptı ki… 

    Ama bunların hiçbiri sonuç vermedi. 

    Çünkü ortalar yapılırken Ankara Demirspor savunması çoktan ceza alanına yerleşmiş oluyordu. 

    Maçın teknik özeti budur. 

    Bir tarafta rakibini doğru analiz eden ve hazırladığı planı 90 dakika boyunca kusursuz uygulatan bir teknik direktör vardı. 

    Diğer tarafta ise takımının rakibin kurduğu tuzağa düştüğünü gördüğü halde oyuna müdahale edemeyen Recep Karatepe… 

    Ankara Demirspor’un hücum planı da son derece açıktı. 

    Topu Ankaragücü’ne bıraktı, savunmada bekledi ve kazandığı toplarla geçiş hücumu aradı. 

    Bunda da başarılı oldu. 

    Üç net pozisyonda karşılarına Görkem Cihan çıktı. 

    Görkem, yaptığı kurtarışlarla Ankaragücü’nü maçın içinde tuttu. 

    Golde ise yapabileceği hiçbir şey yoktu. 

    Bu gol öncelikle geçen sezonun en iyisi İsmail Çokçalış’ın hatası. 

    Maç boyu 50 geri pas yapan bir takımın oyuncusu, 51’inci geri pasını yapıp topu kaleciye gönderse kim ne derdi ki? 

    Ama İsmail, rakibin 3 oyuncuyla baskıya geldiğini görmesine rağmen çalım atıp topu ileri taşımak istedi, beceremedi. 

    Bu takım üç aydır birlikte çalışıyor. 

    Geçen sezon play-off’u kıl payı kaçıran ve büyük ölçüde iki sezondur birlikte oynayan bir oyuncu grubu var. 

    Buna rağmen dün izlediğim takım, geçen sezonki Ankaragücü’nü mumla arattı. 

    Görkem Cihan dışında neredeyse bütün oyuncular geriye gitmiş. 

    İnsan ister istemez soruyor: 

    Bu kamplarda ne yapıldı? 

    Sırbistan’da ağırlıklı olarak amatör küme takımlarıyla oynanan hazırlık maçlarında atılan 3’er, 4’er goller yeterli mi görüldü? 

    Dişe göre rakiple oynayınca farklı kaybeden Hoca, o maçtan sonra hiç mi önlem almaya gerek duymadı?  

    Konuştuğum birkaç futbolcu, kampta ağırlıklı olarak fitness çalıştıklarını söyledi. 

    Futbolcu mu yetiştiriyoruz, vücutçu mu? 

    Elbette kondisyon önemli. 

    Ama futbol yalnızca koşmak, ağırlık kaldırmak ve fiziksel güç kazanmak değildir. 

    Pas hızı, hücum organizasyonu, geçiş savunması, duran top, rakibe göre oyun planı ve maç içindeki alternatifler de kampta hazırlanır. 

    Dün sahada bunların hiçbirini göremedik. 

    Geçen sezon play-off’un kaçmasının nedeni olarak Enes Tepecik’in sakatlığını gösterenler olmuştu. 

    Oysa ben sorunun yalnızca bir oyuncunun sakatlığıyla açıklanamayacağını, Recep Karatepe’nin de önemli hataları bulunduğunu defalarca yazdım. 

    Dün Enes Tepecik sahada kaldığı süre boyunca çok kötüydü. 

    Buna rağmen oyunda tutuldu. 

    Hoca kenardaki gençlere güvenmediğini, Sırbistan’a dahi götürmediği Yusuf Emre Gültekin’in üzerini çizdiğini, takımın değişikliğe ihtiyacı olduğu çok belliyken bile aynı kadroda ısrar etmesiyle gösterdi. 

    Oysa ki Enes’in sakatlanıp çıkmasının ardından yerine giren Batuhan Gürsoy’un, kısa sürede sağ kanada getirdiği hareketi hepimiz gördük.  

    Şimdi gelelim işin yönetim tarafına… 

    Sosyal medyada beni takımı ve Başkan İlhami Alparslan’ı çok fazla övmekle eleştirenler var. 

    Dünkü oyundan sonra, ben bile “takımı çok mu abartıyorum” diye kendi kendimi sorgulamaya başladım, bu yüzden bu eleştirilerin bu kısmına hak veriyorum. 

    Ancak… 

    İlhami Alparslan’ın her koşulda arkasındayım. 

    Kendisi bir devlet memuru. 

    Buna rağmen kişisel ilişkilerini kullanarak Ankaragücü’ne çok önemli kaynaklar yarattı. 

    MKE ile yeniden kurulan sıcak ilişki, bulunan sponsorluklar ve kulübün nefes almasını sağlayan destekler kendiliğinden ortaya çıkmadı. 

    Bunların arkasında ciddi bir emek, mücadele ve güven ilişkisi var. 

    Ancak İlhami Alparslan’ın gücünün de bir sınırı bulunuyor. 

    Bugün toplamı 600 milyon lirayı aşan 30-35 FIFA dosyasını tek başına kaldırması mümkün değil. 

    Peki bu parayı nasıl bulabilir? 

    Öncelikle takım sahada güçlü bir performans ortaya koymalı. 

    Şampiyonluk umudu olmalı. 

    Taraftar her maç stadı tıklım tıklım doldurmalı. 

    Bursaspor’da olduğu gibi şehir kulübünün arkasında birleşmeli. 

    İlhami Alparslan ancak arkasına böyle bir güç alırsa ihtiyaç duyulan kaynağı bulabilir. 

    Ama üç-beş bin taraftarın geldiği, takımın daha ilk maçta tel tel döküldüğü ve şampiyonluk yarışından erken koptuğu bir ortamda Başkan hangi gerekçeyle kimden 600 milyon liralık kaynak isteyecek? 

    Transfer yasağının kaldırılmasını istiyorsanız, İlhami Alparslan’a o gücü siz vereceksiniz. 

    Ha, bir babayiğit çıkar. 

    “Ben transfer yasağını kaldıracağım” der. 

    Parayı, kaynağı ve projelerini açıkça ortaya koyar. 

    İlhami Başkan da o gün koltuğu devretmezse ben de kalemimi kırarım. 

    Çünkü Başkan’ın derdinin koltuk değil, Ankaragücü’nü hayatta tutmak olduğuna adım gibi inanıyorum. 

    Başkan belki bunu yazdığım için bana sitem edecek ama onun Ankaragücü sevdasını bilmeniz için yazmak zorundayım. 

    Gençlik Parkı’ndaki etkinliğin hemen öncesinde, 10 yaşındaki çocuğu ağaçtan düştü, kırılmadık kemiği kalmadı. 

    Allah’tan omuriliğinde hasar yok. 

    Fotoğrafını gördüm; hastane yatağında adeta mumya gibi sarılıydı. 

    İlhami Alparslan, çocuğunu o halde hastanede bırakıp Gençlik Parkı’na, Ankaragücü taraftarının yanına geldi. 

    Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor, duygulanıyorum. 

    Ankaragücü sevgisi bu kadar yoğun olmasa insan böyle bir fedakarlığı nasıl yapabilir? 

    Kulübün önündeki tek sorun FIFA dosyaları da değil. 

    Ankaragücü, süresi içinde vergi ve SGK borçlarını yapılandıramadı. 

    Gençlerbirliği, elindeki gayrimenkullerin değer artışını göstererek yapılandırmadan yararlanabildi. 

    Ankaragücü ise çok sevdiğiniz yönetim döneminde gayrimenkulleri icra yoluyla sudan ucuza elden çıkarttığı için aynı imkânı kullanamadı. 

    Herkes kendi dönemindeki borçtan sorumlu. 

    Muhammet Yaman’a bile tebligat gittiğine göre, Faruk Koca’ya, İsmail Mert Fırat’a da gitmiştir. 

    Onlar borçlarını ödeyecek ki kulüp ulusal lisansı alsın. 

    20 Eylül’e kadar süre ve verilen sözler var. 

    O sözler tutulmazsa bizim de söyleyecek bir çift sözümüz olacak. 

    İlk haftadan şampiyonluk kaybedilmez. 

    Ama ilk haftadan çok ciddi işaretler alınır. 

    Dünkü işaretler hiç iyi değildi. 

    Ankaragücü’nün zamanı da sabrı da sınırsız değil. 

    Altını bir kez daha çiziyorum, Ankaragücü’nde sorun yönetimde değil, sahada. 

    Maçtan yarım saat önce sosyal medyadan tribünlerin videosunu paylaştım. 

    İlgisizlik canımı sıkmıştı.  

    Sonrasında stat bir nebze doldu. 

    Kötü oyuna rağmen 90 dakika susmadan takımlarına destek verdiler. 

    Dün maçta olan herkesin alnından öpüyorum.  

    Bu akşam VİRALSPOR youtube kanalında sezonun ilk canlı yayınını yapacağız, tüm sorularınıza açığım. 

    Siz sorun ben ve Orhan Karadağ cevaplayalım. 

    Saat 21.00’de görüşmek üzere… 

    METİNER ERDEM 

    Previous ArticleMetin Diyadin’den Hakem Tepkisi
    Next Article Gençlerbirliği, Trabzon’dan Ağır Hasarla Döndü
    viralspor x
    • Website

    Related Posts

    Gençlerbirliği, Trabzon’dan Ağır Hasarla Döndü

    7 Eylül 2026

    Metin Diyadin’den Hakem Tepkisi

    6 Eylül 2026

    Ankaragücü’nün Bu Oyunu, Geçen Sezonun Gerisinde

    6 Eylül 2026

    Gençlerbirliği Trabzon’da Dağıldı

    6 Eylül 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Gençlerbirliği, Trabzon’dan Ağır Hasarla Döndü

    7 Eylül 2026

    Ankaragücü’nde Sorun Yönetimde Değil, Sahada 

    7 Eylül 2026

    Metin Diyadin’den Hakem Tepkisi

    6 Eylül 2026

    Ankaragücü’nün Bu Oyunu, Geçen Sezonun Gerisinde

    6 Eylül 2026

    Gençlerbirliği Trabzon’da Dağıldı

    6 Eylül 2026
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    • HAKKIMIZDA
    • KÜNYE
    • İLETİŞİM
    © 2026 viralspor

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.