Malta’nın başkenti Valletta’dan selamlar…
Yaklaşık altı ay önceden planlanan bir seyahat nedeniyle şu anda cruise gemisindeyim.
Bu nedenle Ankaragücü’nün 12 Bingölspor ile oynadığı maçın yalnızca ilk yarısını İtalya’nın Napoli kentinde izleyebildim.
Gemi limandan ayrılınca dünyayla ilişkiniz kesiliyor.
Açık denizde ne telefon çekiyor ne de internete ulaşabiliyorsunuz.
Yanımda eski Bursaspor yöneticisi Alpay Şar var.
O, Bursaspor maçının; ben ise Ankaragücü maçının sonucunu ancak bugün saat 14.00’de gemi Valletta Limanı’na ulaştığında öğrenebildik.
Alpay Bey üzüldü.
Ben yıkıldım…
Ankaragücü’nün Ankara Demirspor yenilgisinin ardından 12 Bingölspor’a da kaybetmesini hiç beklemiyordum.
İnternete kavuşur kavuşmaz önce maçın özetini izledim.
Yine son dakikada yenilen bir gol…
Buz gibi bir golün iptal edilmesi…
Çok basit kullanılan ve kaçırılan bir penaltı…
Cömertçe harcanan beş-altı net pozisyon…
Ankaragücü, yaşayabileceği bütün olumsuzlukları dört dakikalık özete sığdırmıştı.
Ardından maçın tamamını izledim.
Bir de verilmeyen penaltı var ki evlere şenlik!
Ankara Demirspor karşısında galibiyet adına hiçbir varlık gösteremeyen bir Ankaragücü vardı.
Allah var, 12 Bingölspor karşısında ise mücadele eden, pozisyon üreten ve 89. dakikada yediği golden sonra bile üç kez gol fırsatı yakalayan bir Ankaragücü izledik.
İlk maça göre gözle görülür bir düzelme var.
Ama sonuç da ortada:
İki maç, iki mağlubiyet…
Ankaragücü’nün kadrosu çok tartışılıyor.
Ben bu kadronun şampiyonluğa oynayacağını iddia ettim.
Hatta ilk beş maç için 15 puan hedefi koydum.
İki haftadır patlıyorum!
İnsanlar da haklı olarak beni eleştiriyor.
Kimseye söyleyecek tek sözüm yok.
Diğer tarafta ise bu kadroyu değersiz gören, hatta Ankaragücü’nün ligden düşeceğini söyleyen bir grup var.
İlk iki haftadaki saha sonuçları bir ölçüde onları haklı çıkardı.
Ancak Ankaragücü ile yatıp Ankaragücü ile kalkan insanların objektif yorum yapması kolay değildir.
İster istemez duygular işin içine girer.
Hocaya, başkana veya bir futbolcuya kızmışsındır; öfkeni saha sonuçları üzerinden bütün takımdan çıkarırsın.
Ya da hocayı ve başkanı çok seviyorsundur; sonuçlara rağmen insanlara hayal aşılamaya devam edersin.
Bu kadro hakkındaki en objektif değerlendirmeyi rakiplerin analizlerinde görürsünüz.
İlk hafta Ankara Demirspor, Ankaragücü’nün kadrosunu analiz etti.
Bu takıma karşı ancak kalenin önüne otobüs çekerek ve geçiş hücumlarıyla skor arayarak sonuca gidebileceğini gördü.
Başardı da…
İkinci hafta 12 Bingölspor da aynı anlayışla sahaya çıktı.
Doksan dakika kapandı ve 35 metreden atılan tesadüfi bir golle Ankaragücü’nü yendi.
Rakipler Ankaragücü’nün gücünün farkında.
Bu nedenle kadroyu değersizleştirmeye gerek yok.
Ankaragücü’nün iyi fakat alternatifsiz bir kadrosu var.
İşte asıl sorun da burada başlıyor.
Geçen sezon Mervan ve Osman’dan yoksun bir kadroyla lige başlanmış, ilk iki haftanın ardından Mustafa Kaplan’ın görevine son verilmişti.
Bu sezona da Mervan’sız başlandı.
Mervan döndü, bu defa Miraç yok.
En küçük eksiklik bile Ankaragücü’nün oyununu ciddi biçimde etkiliyor.
Recep Karatepe, maalesef iki sezondur mevcut isimlere alternatif olacak oyuncular üretemedi.
Bugün onun döneminde kadroya giren tek oyuncu Fatih Arhan.
O da hocanın Yusuf Emre Gültekin konusundaki ısrarcı tutumu nedeniyle ilk 11’de yer alıyor.
Başka bir teknik direktör olsa Yusuf Emre’nin de bu kadroya gireceğini düşünürsek, Recep Karatepe’nin koskoca bir yılda takıma tek bir alternatif oyuncu bile kazandıramadığı gerçeği ortaya çıkıyor.
Hocanın İstanbul basınıyla arası iyi.
Ankara’da ne zaman başı sıkışsa İstanbul’dan mutlaka bir destek haberi geliyor.
Şimdi de Fenerbahçe’de İsmail Kartal’ın ısrarla Recep Karatepe’yi istediği iddia ediliyor.
Biraz araştırdım.
İstanbul tarafından kesinlikle böyle bir talep yok.
Recep Karatepe bugün çok yalnız kalmış durumda.
Arkasında yalnızca Başkan İlhami Alparslan ve birkaç yönetici bulunuyor.
Bugün beni arayarak hocaya ağır eleştiriler yönelten yöneticiler bile oldu.
Geçen sezon hocanın en büyük destekçisi, dönemini yanlış hatırlamış olabilirim, 44. Dönemcilerdi.
Her yenilgiyi yol kazası, ev kazası, iş kazası diyerek geçiştirdiler.
Amatör bir takıma 90+3’te gol atıldı diye insanları Esenboğa’ya yığdılar.
Sanırım geçen sezon benim gördüğüm gerçeklerle bu sezon onlar da karşılaştı.
Çünkü artık en küçük bir destek açıklaması yapmıyorlar.
Anlaşılan onlar da hocayı silmiş.
Bu kadar yalnız kalmış ve tek güçlü desteği Başkan İlhami Alparslan olan bir teknik direktörün Serikspor karşısına nasıl bir psikolojiyle çıkacağını tahmin edebiliyorum.
Allah yardımcısı olsun, kendisine doğru kararlar verecek güç ve cesaret versin.
Taraftar gruplarının tepkilerini de binlerce kilometre öteden duydum.
Binlerce kilometre öteden, yaptıklarının yanlış olduğunu altını kalın çizgilerle çizerek söylüyorum.
44. dönem yöneticileri desteğini çekince, geçen sezon hocanın her yanlışını görmezden gelerek sürekli güzelleme yapan Ankaragücü medyası da bir anda karşı tarafa, yani benden tarafa geçti.
Şimdi benden daha fazla muhalefet eder oldular.
Biz alışkınız ayçiçeği gibi sürekli yön değiştirenlere…
Bizim yerimiz de sözümüz de başından beri belli.
Recep Karatepe’nin Ankaragücü’nün ağırlığını kaldıramayacağını biliyorduk.
Başkana ısrarla “Yanlış yapıyorsun” dedik ama dinletemedik.
Buna rağmen ben bu sezon hocaya bir fırsat daha tanımak istedim.
Meslektaşlarım ise daha ilk haftadan “istifa” demeye başladı.
Peki…
Hadi ben de onlara katılayım:
Yol yakınken Ankaragücü’nü taşıyabilecek yeni bir teknik direktör alternatifi arayın!
METİNER ERDEM




