Ankaragücü haftayı bay geçti ve bir maç eksiğiyle, 7 puanla 11’inci sırada yer aldı.
Eksi 3 puan cezası yansıdığında puanı 4’e düşecek, sıralamadaki yeri de 12’nciliğe gerileyecek.
Dünyanın sonu değil.
Play-off potasının son sırasındaki beşinci Ankara Demirspor’un bir maçı fazla ve 10 puanı var.
Ankaragücü eksik maçını kazanırsa aradaki fark yalnızca 3 puan olacak.
Hesapta olmayan bir gelişme yaşanmazsa bu takımın birkaç hafta içinde farkı kapatıp kendisini play-off potasına atacağına inanıyorum.
Sezon başındaki öngörüm, Ankaragücü’nün ilk iki sıra için mücadele edeceği yönündeydi.
Ancak hesapta olmayan puan kayıpları ve eksi 3 cezasıyla birlikte bu hedef artık çok zor.
Sakaryaspor, sürpriz biçimde lig sonuncusuna takılsa da Ankaragücü ile arasındaki puan avantajını koruyor.
Yepyeni bir kadro kuran Erzincanspor da bocalama dönemini geride bırakmaya başladı.
Bugünkü görüntü, şampiyonluk yarışının bu iki takım arasında geçeceğini, Ankaragücü ile birlikte beş-altı takımın da play-off için mücadele edeceğini düşündürüyor.
Ankaragücü’ne neden bu kadar güvendiğimi merak edenler, geçen haftaki İnegölspor maçını bir kez daha izlesin.
İki takımın gücü arasındaki farkı göreceklerdir.
O maçtaki güzel futbolu yalnızca rakibin güçsüzlüğüne bağlayanların, İnegölspor’un sezon başında ligin favorileri arasında gösterilen Fethiyespor’u yenmesini nasıl değerlendirdiğini de merak ediyorum.
TFF 2. Lig’de yenilmez bir kadro yoktur.
Herkes herkesi yenebilir.
Ama bana göre bu ligde yenilmesi en zor takımlardan biri Ankaragücü’dür.
Çünkü kadronun önemli bir bölümü, bu ligin üzerinde tecrübeye ve kaliteye sahip.
Mahmut Tekdemir, Osman Çelik, İsmail Çokçalış ve Halil İbrahim Pehlivan gibi Süper Lig, hatta Avrupa tecrübesi bulunan oyuncular var.
Mervan Yusuf Yiğit, Yusuf Emre Gültekin, Mesut Emre Kesik, Diego Özçakmak ve Özgür Aktaş gibi üst ligleri görmüş tecrübeli isimler var.
Onlara Enes Tepecik, Miraç Şimşek, Atakan Güner, Fatih Arhan, Batuhan Gürsoy, Mert Can ve Muhammed Hüseyin Sevgili gibi genç oyuncular ekleniyor.
Ortaya TFF 2. Lig için oldukça güçlü bir kadro çıkıyor.
Bu takımı yenmek isteyenlerin çok iyi savunma yapması, geçiş oyununu kusursuza yakın oynaması gerekiyor.
İlk iki haftada gördüğümüz gibi artı bir de hakem desteği lazım.
Ben bu takıma güveniyorum.
Belki Recep Karatepe’den, belki de İlhami Alparslan’dan daha fazla…
Bu yüzden geçen sezondan beri Recep Hoca’nın “kontrollü oyun” ve “skoru koruma” anlayışından hoşlanmıyorum.
Bu takım iki yerse üç, üç yerse dört atabilecek güce sahip.
Yeter ki hücum iştahını dizginlemeyin.
Bırakın, rakipler bu takımın ofansif gücünden çekinsin.
Elbette yenilgiler de gelecektir.
Ama bu kadronun ilk beşte rahatlıkla yer alacağına inanıyorum.
Münferit taraftar da güvensin bu takıma, başkanı ve yönetimi istifaya çağıran tribün reisleri de…
Ankaragücü’nde kurumsal anlamda işleyen bir yönetim olduğunu söyleyemem.
Kurumsallık sıfır.
Ama kendine özgü bir yoğurt yiyişi olan bir başkan var.
Geçenlerde yönetimden istifa eden Sebahattin Güngör, namıdiğer Sebo Dayı ile konuşuyordum.
Bir yandan başkana kızıyor, diğer yandan öve öve bitiremiyordu.
Ben de biraz Sebo Dayı gibiyim.
İlhami Alparslan ile siyasi görüşlerimiz birbirine taban tabana zıt.
Yaşam tarzlarımız farklı.
Kulübü yönetme biçimi de benim kurumsallık anlayışımla örtüşmüyor.
Üstelik kulüp eksi 3 puan cezası almış, FIFA dosyaları Demokles’in kılıcı gibi Ankaragücü’nün üzerinde sallanıyor.
“Vergi SGK’yı ödeyemem, transfer yasağını bu sezon kaldırmamam” diyor.
Bütün bunlar karşısında sürekli eleştiri yazmam beklenebilir.
Ama İlhami Başkan’ın bugüne kadar kulübün içinde bulunduğu şartlarda başarılı işler yaptığını görüyorum.
En önemlisi alternatif görmediğim sürece işini yapan birini sırf kendi egom için küstüremem, istifaya davet edemem.
Eleştiri elbette yapılmalı.
Ancak eleştiri ile bel altından vurmak aynı şey değil.
Son günlerde ortaya atılan bir iddia var:
Gazi Ercüment Tekin döneminde açılan davalar, İlhami Alparslan tarafından sümen altı ediliyormuş.
Peki, kime karşı, hangi konuda dava açılmış?
Hangi dosya, ne zaman ve nasıl sümen altı edilmiş?
Bu soruların yanıtı, söz konusu haberlerde ve sosyal medya paylaşımlarında yok.
Ankaragücü’nü yakından takip eden bir gazeteciyim.
Benim bildiğim, Gazi Ercüment Tekin döneminde iki suç duyurusunda bulunuldu.
Biri, borçlardan sorumlu olduğu ileri sürülen eski yöneticiler hakkında işlem yapılmadığı gerekçesiyle SGK İl Müdürü hakkında yapılan suç duyurusu.
Diğeri ise 30 milyon lirayı aşan maliyetiyle gündeme gelen şifreli kapılarla ilgili dosya.
SGK İl Müdürü hakkındaki suç duyurusunun, İlhami Alparslan döneminde değil, Muhammet Yaman döneminde geri çekildiğini biliyorum.
Bana aktarılan gerekçe de SGK borçlarının yapılandırılması konusunda kurumdan destek istenmesiydi.
Bir yandan kurumdan çözüm için destek beklenirken, diğer yandan il müdürü hakkındaki suç duyurusunun sürdürülmesi uygun görülmemişti.
Şifreli kapılarla ilgili dosyanın ise savcılık tarafından bilirkişiye inceletildiğini, ardından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ve konunun mahkemeye taşınmadığını hatırlıyorum.
Yanlış ya da eksik hatırlıyorsam, o dönemin yöneticileri dosyanın akıbetini açıklasın.
Doğrusunu öğrenelim, kamuoyuna da aktaralım.
Ancak bu iki dosyadan hareketle, Faruk Koca ve İsmail Mert Fırat’ın kulübü milyarlarca lira borca sürüklediği iddiasıyla haklarında dava açıldığı ve İlhami Alparslan’ın bu davaları durdurduğu algısı yaratılması doğru değil.
Ankaragücü’nün milyarlarca liralık borç yükünün temelinde, bana göre, akıl dışı transfer harcamaları ve yanlış yönetim tercihleri yatıyor.
Asıl sorgulanması gereken de bu kararlar ve bu kararların sorumluları.
O transferleri yapanlar, isim de vereyim Emre Yıldız hakkında geçmiş yönetimler döneminde bir suç duyurusunda bulunulmuş değil.
Varsa onu da öğrenelim.
Boş işleri bir tarafa bırakalım, önümüze bakalım.
Sahada gerekeni futbolcular, teknik heyet yapar.
Ankaragücü için önemli olan FIFA dosyalarının nasıl çözüleceği, eksi puanların nasıl önleneceği.
Başkan son basın toplantısında bu dosyaların tamamını çözeceğini iddia etti.
Bende bu sorunu çözerse, artı takımı üst lige çıkarırsa heykeli dikilmeli diye yazdım.
Ankaragücü’nün bu bataktan çıkması gerekiyor.
Bunun için basının, taraftarın, futbolcuların, teknik heyetin, yönetimin ve başkanın ortak bir hedef etrafında buluşması şart.
Ankaragücü’nün yaşaması için bunu yapmak zorundayız.
METİNER ERDEM




