Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    viralspor
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    • ANASAYFA
    • FUTBOL
    • BASKETBOL
    • VOLEYBOL
    • KİŞİSEL
    • YAZARLAR
    • TÜM SPORLAR
    • VİRALSPOR YOUTUBE
    viralspor
    Anasayfa » Blog » Gençlerbirliği’nde Kadrosuzluğun Çaresizliği… 
    Yazarlar

    Gençlerbirliği’nde Kadrosuzluğun Çaresizliği… 

    viralspor xviralspor x29 Ağustos 2026
    Facebook Twitter WhatsApp

    Gençlerbirliği maça lider, Erzurumspor ise ilk iki haftada gol atamadan 7 gol yiyen ligin son sırasındaki takım olarak çıktı. 

    Kâğıt üzerinde maçın favorisi tartışmasız Gençlerbirliği’ydi. 

    Ancak futbolun kâğıt üzerinde değil, sahada oynandığını bir kez daha gördük. 

    İlk iki haftanın rakamları aslında iki takımın oyun karakterini açıkça ortaya koyuyordu. 

    Gençlerbirliği yüzde 39’luk düşük topa sahip olma oranına rağmen yakaladığı fırsatları son derece verimli kullanmış, dört net gol pozisyonundan üçünü gole çevirmişti. 

    Erzurumspor ise yüzde 51 oranında topa sahip olmuş ama neredeyse hiç pozisyon üretemeden iki maçı tamamlamıştı. 

    Cuma günü geç bir saatte oynanmasına rağmen Eryaman Stadı’nda tribünlerin dolması, coşkulu atmosfer, Gençlerbirliği’nin sezona iyi başlangıcının karşılığını aldığını gösteriyordu. 

    Taraftar lider takımı izlemeye gelmişti. 

    İlk iki haftada favori rakiplerine karşı kapanan, geçiş oyunuyla sonuca giden bir Gençlerbirliği izlemiştik. 

    Bu kez doğal olarak roller değişmişti. 

    Gençlerbirliği ilk defa oyunu kurması, rakibini sahasına hapsetmesi ve favori gibi oynaması gereken taraftı. 

    Maç da beklendiği gibi başladı. 

    Taraftarının desteğini arkasına alan ev sahibi ekip, ilk 15 dakikada lidere yakışır bir futbol ortaya koydu. 

    Ön alan baskısıyla Erzurumspor’u sahasına hapsetti. 

    Benfica’dan gelen Tiago, takımıyla ilk maçına çıkmasına rağmen bu bölümün en etkili ismiydi. 

    Tiago’nun yakaladığı pozisyonlar ve Orhan Ovacıklı’nın ters vuruşunda topun direkten dönmesi, maçın Gençlerbirliği lehine rahat geçeceği izlenimini oluşturdu. 

    Fakat 15. dakikadan sonra sahnedeki bütün roller bir anda değişti. 

    Erzurumspor sazı eline aldı ve karşılaşmayı adeta tek kaleye çevirdi. 

    Gençlerbirliği, yakaladığı geçiş fırsatlarında topu sürekli kaybedince Erzurumspor’un baskısı kesintisiz hâle geldi. 

    İlk 11’inde 35 yaşın üzerinde dört, 30-35 yaş aralığında da iki futbolcu bulunan son derece yaşlı bir takımın, lider Gençlerbirliği karşısında oyunu bu kadar uzun süre domine etmesi düşündürücüydü. 

    İlk iki haftanın kahramanı İrfan Can Eğribayat yine günündeydi. 

    Özellikle 38 yaşındaki Orhan Ovacıklı’nın orta sahada aldığı topla yaptığı driplinge Gençlerbirliği savunmasının karşılık verememesi, maçın en dikkat çekici anlarından biriydi. 

    Orhan’ın etkili şutunu İrfan Can kurtarmasa, o pozisyon bugün Gençlerbirliği savunmasına yönelik eleştirilerin simgesi olacaktı. 

    İkinci yarı da ilk yarının kaldığı yerden başladı. 

    İleride top tutamayan Gençlerbirliği’nin kaybettiği her top, taraftarının yüreğini ağzına getiren bir Erzurumspor atağına dönüştü. 

    Eren Tozlu, kaptan Goutas’ın olağanüstü büyük hatasını bir golcü fırsatçılığıyla değerlendirerek takımını öne geçirdi. 

    Hemen ardından yakaladığı fırsatta top filelerle buluşsa maç büyük ihtimalle orada bitecekti. 

    Gençlerbirliği ancak bu pozisyondan sonra lider olduğunu hatırladı. 

    Oyunun kontrolünü eline aldı, rakip kaleye daha fazla gitmeye başladı. 

    Adama Traore’nin attığı gol ise tek kelimeyle olağanüstüydü. 

    Böylesine zor bir anda, böylesine estetik bir vuruşla gelen gol, bırakın haftanın golünü, Puşkaş Ödülü adaylığına yakışacak güzellikteydi. 

    Bu maç bir kez daha gösterdi ki Gençlerbirliği’nin temel problemi teknik direktör tercihinden önce kadro derinliğidir. 

    Geçen sezonki kadrodan dokuz futbolcusunu kaybeden bir takımda Metin Diyadin, üçüncü haftaya gelindiğinde yeni transferlerden yalnızca İrfan Can ile Tiago’yu ilk 11’e yerleştirebildi. 

    Maçın elden gitmek üzere olduğu dakikalarda bile kulübeye dönüp oyunu değiştirecek hamleler bulamıyordu. 

    Bu nedenle biri 90+2. dakikada Metehan olmak üzere sadece üç oyuncu değişikliği yapabildi. 

    Metin Diyadin’in bu çaresizliğini anlayabiliyorum. 

    Ancak eleştireceğim bir tercih var. 

    Oğulcan sakatlandığında henüz hazır olmadığı açıkça görülen Salih Uçan yerine, oyuna girer girmez takımı ileri taşıyan Ensar tercih edilebilirdi. 

    4-1-4-1 ile maça başlayan Alkaralar’da Salih’in oyuna girmesiyle birlikte orta sahada iki 6 numaralı bir yapı oluştu ve takım biraz daha geriye yaslandı. 

    Bu tercihi maç sonunda Metin Diyadin’e sordum. 

    Metin Hoca, Salih ile Ensar’ın farklı oyuncu profilleri olduğunu, topa daha fazla sahip olmak amacıyla Salih’i tercih ettiğini söyledi. 

    Cevap doğru ama eksikti. 

    Zaten kazanmak isteyen bir teknik direktörün yapması gereken, gerektiğinde farklı oyuncu profilini tercih etmektir. 

    Gerekirse bir savunmacıyı çıkarır, hücumcu alırsınız. 

    Ancak Metin Diyadin’in rakibin direncini ve kendi takımının sahadaki kırılganlığını gördükten sonra öncelikle kaybetmemeyi düşündüğü anlaşılıyor. 

    Bu da mevcut kadro şartları içinde anlaşılabilir ama lider takımdan beklentiyi tam olarak karşılamayan bir yaklaşım. 

    Sorunun devamını getirecektim ama maç sonu basın toplantısında adeta bir “temsilci terörü” yaşandı. 

    Basın toplantıları için belirlenen azami süre 20 dakika olmasına rağmen görevli temsilci daha yedinci dakikada “son soru” işareti verdi. 

    Kavga dövüş sorumu sorabildim. 

    Gazetecinin teknik direktöre soru sormasını engellemek, futbolun paydaşlarına yönelik açık bir saygısızlıktır. 

    Basın toplantısı yapılıyorsa gazeteci soracak, teknik direktör de cevap verecek. 

    Birilerinin keyfî biçimde süreyi kısaltması, kamuoyunun bilgi alma hakkını da engellemektir. 

    Gençlerbirliği’nin VAR incelemesi sonrasında iptal edilen golünü statta tekrar izleme şansımız olmadı. 

    Çünkü Gençlerbirliği yönetimi hâlâ stada beIN Sports yayınını bağlatabilmiş değil. 

    Eve gelir gelmez ilk işim pozisyonu yeniden izlemek oldu. 

    Bana göre oldukça zorlama bir ofsayt kararıydı. 

    Maçın hakemi Ümit Öztürk’le ilgili düşüncelerim de değişmedi. 

    Bence Türkiye’nin en yeteneksiz hakemi. 

    Pozisyonları süzemiyor, temasın niteliğini değerlendiremiyor ve her zaman kendisini yere bırakan oyuncunun lehine karar veriyor. 

    Gençlerbirliği’nin son derece tehlikeli atağını keserek maçı bitirmesi ise başlı başına bir skandaldı. 

    Ne yazık ki bu hakem ne kadar hata yaparsa yapsın MHK’nın koruması altında maç almaya devam edecek. 

    Sonuçta zarar gören futbolcuların, teknik heyetlerin, kulüplerin ve taraftarların emeği olacak. 

    Günün sonunda Gençlerbirliği’nin üç maçta topladığı 7 puan başarılı mıdır? 

    Elbette başarıdır. 

    Fenerbahçe ve Göztepe galibiyetlerinin ardından Erzurumspor beraberliği, sezon başında önümüze konsa kimse itiraz etmezdi. 

    Ancak 17 şut çekip yalnızca bir gol atabilen Gençlerbirliği’nin bitirici bir santrfora ne kadar ihtiyaç duyduğu da artık tartışmasızdır. 

    Sosyal medyada pek çok isim yazılıp çiziliyor. 

    Metin Diyadin, Chelsea’den olduğu iddia edilen oyuncu dâhil gündeme getirilen isimlerin tamamının yalan olduğunu söyledi. 

    Biri 23 yaşın altında olmak üzere iki yabancı oyuncu hakkının bulunduğunu özellikle vurgulaması ise yönetime yapılmış yeni ve açık bir transfer çağrısıydı. 

    Gençlerbirliği’nde bu maçın en kötüleri savunma dörtlüsüydü. 

    İki stoper de iki bek de çok hata yaptı. 

    Ama alternatifleri bulunmadığı için kötü oynasalar da 90 dakika sahada kalmak zorundalar. 

    Tiago’nun oyundan sekerek çıkması da endişeleri artırdı. 

    Tiago’yu ilk maçta yetenekli ama devamlılığı olmayan bir oyuncu olarak gördüm. 

    Umarım kendini geliştirir, umarım ciddi bir sakatlığı yoktur. 

    Keşke sakatlıklar yaşanmasa, transferler bu kadar gecikmese ve Metin Diyadin alternatifli, rekabetçi, derinliği bulunan bir kadroyla mücadele edebilse. 

    O zaman hocanın tercihlerini ve takımın futbolunu çok daha sağlıklı tartışabiliriz. 

    Bugün Gençlerbirliği liderliğin ağırlığını ilk kez hissetti. 

    Erzurumspor ise lig sonuncusu olmasına rağmen liderden korkmadı ve sahada yalnızca puanı değil, galibiyeti de hak edecek bir mücadele verdi. 

    Gençlerbirliği bir puanı Adama Traore’nin olağanüstü golü ve İrfan Can Eğribayat’ın kurtarışlarıyla aldı. 

    Üç maçta 7 puan güzel. 

    Fakat bu maç aynı zamanda çok açık bir uyarıydı: 

    Bu kadro takviye edilmezse Gençlerbirliği’nin işi zor. 

    METİNER ERDEM 

    Previous ArticleGençlerbirliği’nin Erzurumspor Karşısında Zorlanacağı Belliydi
    Next Article Gençlerli Oyuncuların Tavan Yapan Özgüveni Başına İş Açacaktı
    viralspor x
    • Website

    Related Posts

    Gençlerli Oyuncuların Tavan Yapan Özgüveni Başına İş Açacaktı

    29 Ağustos 2026

    Gençlerbirliği’nin Erzurumspor Karşısında Zorlanacağı Belliydi

    29 Ağustos 2026

    Metin Diyadin: İlk Üç Haftada Alınan 7 Puan Gayet İyi

    29 Ağustos 2026

    Gençlerbirliği 1 Puanla Yetindi

    28 Ağustos 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    Gençlerli Oyuncuların Tavan Yapan Özgüveni Başına İş Açacaktı

    29 Ağustos 2026

    Gençlerbirliği’nde Kadrosuzluğun Çaresizliği… 

    29 Ağustos 2026

    Gençlerbirliği’nin Erzurumspor Karşısında Zorlanacağı Belliydi

    29 Ağustos 2026

    Metin Diyadin: İlk Üç Haftada Alınan 7 Puan Gayet İyi

    29 Ağustos 2026

    Gençlerbirliği 1 Puanla Yetindi

    28 Ağustos 2026
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
    • HAKKIMIZDA
    • KÜNYE
    • İLETİŞİM
    © 2026 viralspor

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.