Ankaragücü, Adana 01 FK ile deplasmanda 1-1 berabere kaldı.
Haftalardır Ankaragücü’nün kadrosunu tartışıyoruz.
Camianın önemli bir bölümü, futbolcuları ve teknik direktörü birlikte eleştirerek bu kadronun şampiyonluk mücadelesi vermesinin çok zor olduğunu savunuyor.
Kimileri orta sıraları işaret ediyor; aralarında Orhan Karadağ’ın da bulunduğu bir kesim ise hedefin ligde kalmak olarak güncellenmesi gerektiğini söylüyor.
Ben ve benim gibi düşünenler, teknik direktöre yönelik eleştirilere katılıyor, futbolcularla ilgili değerlendirmeyi ise reddediyoruz.
Süper yeteneklerden oluşan bir takım olduğunu iddia etmiyoruz.
Sadece oynadığımız ligin 2. Lig olduğunu hatırlatıyor; gençleri ve tecrübelileriyle bu kadronun, bu ligde en azından play off oynayacak bir potansiyel taşıdığını savunuyoruz.
Elbette iki tarafın da iddiası büyük ölçüde öznel değerlendirmelere dayanıyor.
Elimizde futbolcu kalitesini kesin olarak ölçen bir cihaz yok.
Profesyonellerin değerlendirmelerine güvenmek zorundayız.
Bahsettiğim profesyoneller, kadroya değer biçen Transfermarkt’ın personeli değil.
Gerçi onlar bile Ankaragücü’nü Kırımızı Grubun en değerli ikinci takımı olarak belirlemişler.
Asıl önemli olan rakiplerin profesyonelleri.
Rakip teknik direktörlerin, analiz ekiplerinin Ankaragücü kadrosuna nasıl değer verdiğine, Ankaragücü maçlarına nasıl hazırlandığına, sahada nasıl bir plan uyguladığına bakmak lazım.
Ankaragücü’nün kadrosunu değersiz bulanlara soruyorum: Kaybedilen iki maç dahil, hangi rakip Ankaragücü’nün kadrosunu hafife alıp kontrolsüzce saldırdı?
Belki Fethiye maçı için bu söylenebilir, başka da bir maç hatırlamıyorum.
Rakip teknik direktörlerin bir planı vardı.
Takımları o plana bağlı kaldığında istedikleri sonucu aldılar.
Ankara Demirspor merkezi kapattı, Ankaragücü’nün kanatlardan hücum etmesine izin verdi.
Mervan’ın bulunmadığı maçta ceza sahasına gönderilen onca ortadan sonuç çıkmadı.
Rakip ise kapanıp beklediği karşılaşmayı bir kontra atakla kazandı.
Hatırlatalım o rakip şu an play off potasında.
Bingöl, Yalova’da oynanan maçta kale önüne otobüs çekip geçiş hücumlarıyla sonuca gitmeyi hedefledi.
Başardı.
Ankaragücü, sezon başından bu yana kendi oyununu rakibine belirgin biçimde kabul ettirebildiği karşılaşmayı bana göre yalnızca İnegölspor önünde oynadı.
Söylemek istediğim şu:
Rakipler, Ankaragücü kadrosunun gücünün farkında.
Bu gücü taktik disiplinle etkisizleştirmeye çalışıyorlar.
Peki rakip teknik direktörlerin planları sonuç verirken, yardımcı antrenörken görevi analizcilik olan Recep Karatepe’nin planı neden işlemiyor?
Çünkü rakibi şaşırtan bir değişiklik yok, yok, yok.
Zorunlu eksikler dışında aynı tercihler, aynı oyun anlayışı…
Savunmada top çevir, uygun durumdaki beke aktar, hücumu bekler üzerinden geliştir.
İnegöl maçında Osman Çelik’in merkezden geliştirdiği hücumlar farklı bir kapı açtı.
Sonuç: Etkili futbol, farklı galibiyet.
Sonraki hafta bu anlayışın devamını bekliyorsunuz, yine hayal kırıklığına uğruyorsunuz.
Adana 01 FK, play off oynayacağına yüzde 100 inanılan bir kadroya sahip.
Kendi sahasında oynamasına rağmen Ankaragücü kadrosundan çekindiğini daha maçın başında belli etti.
Topu Ankaragücü’ne bıraktı, ikinci bölgede karşılayıp geçiş hücumlarıyla sonuca gitmeye çalıştı.
Cafer Elek hocanın kendi gücüne ve Ankaragücü’nün zaaflarına göre hazırlanmış bir planı vardı.
Ankaragücü ise alıştığımız kontrollü oyun anlayışıyla kendi sahasında top çevirdi, hücuma çıktığında karşısında yerleşmiş bir savunma buldu.
Son 15 dakikasına geride girilen bir karşılaşmada reaksiyon gösterip puan çıkarmak önemlidir.
Ancak 90 dakikanın tamamına baktığımızda, Ankaragücü’nde temel sorunların sürdüğünü görmek üzücü.
Haftaya değişen bir şey olur mu?
Umut etmek istiyorum ama kadro ve oyun tercihlerindeki ısrar bana fazla iyimserlik payı bırakmıyor.
Osman Çelik cezalı, sakatlıkları süren Özgür Aktaş, Diego Özçakmak, Miraç Şimşek ve Mahmut Tekdemir’e bu haftada Mesut Emre Kesik eklendi.
Bu sağlık ekibi ile kolay kolay sakatların hiçbiri haftaya sahada olmaz.
Gelin bir test yapalım.
Gelecek haftanın kadrosunu şimdiden yazayım:
Kalede Görkem, sağ bek İsmail, stoperler Mert Can ve Muhammed Hüseyin Sevgili, sol bek Halil İbrahim.
Orta sahada Arda Doğan, Fatih Arhan, Yusuf Emre Gültekin.
Kanatlarda Enes Tepecik ve Mervan Yusuf Yiğit, ileride Atakan.
Ben çok mu tecrübeliyim?
Hayır.
Eryaman’da simit satan çocuğa sorun; biraz Ankaragücü’nü takip ediyorsa o da sayar.
Mesele kadroyu tahmin etmek değil.
Rakip teknik direktörlerin neyle karşılaşacaklarını her maç önceden bilmesi.
Hocanın ve onu destekleyenlerin ortak gerekçesi sakatların çokluğu, alternatiflerin sınırlılığı.
O zaman sakatlıkları da konuşalım.
Kaçı darbe, kaçı kas sakatlığı?
Sezon başı yüklemeleri, antrenman programları ve iyileşme süreçleri birlikte değerlendiriliyor mu?
Ankaragücü’nde daha önce görev yapmış, tecrübeleri tartışılmaz Gürhan Dönmez, Savaş Kudaş gibi iki spor hekimi boştayken, hala aynı hekimde ısrar niye?
Sakatlıkların nedenini dışarıdan kesin olarak bilemeyiz.
Ancak bu yoğunluk karşısında teknik heyetten ve sağlık ekibinden açıklama beklemek hakkımız.
Yedek kulübesi zayıf bulunuyorsa, oyuncuların kullanım biçimi de sorgulanmalı.
Örneğin bir maça Batuhan’la başlanamaz mı?
Enes kulübede beklese, 60 veya 70. dakikada oyuna dinç girerek farklılık yaratsa olmaz mı?
Osman Çelik, bir karşılaşmada orta sahada değerlendirilip merkezden hücum seçenekleri ortaya konulsa.
Her önerinin mutlaka başarılı olacağını iddia etmiyorum.
Ama aynı tercihlerden sürekli farklı sonuç beklemeyi de anlayamıyorum.
Son sözüm Başkan İlhami Alparslan’a.
Ankaragücü başkanlığı koltuğunun, insanı zamanla her kararın en doğrusunu kendisinin bildiğine inandıran bir tarafı var.
Faruk Koca döneminde de “Futbolu bilmem” noktasından teknik direktörün eline kadro tutuşturulan bir anlayışa geçildiğine tanıklık ettik.
İlhami Başkan aynı yanılgıya düşmeyin.
Yönetim kurulunun ne ölçüde karar süreçlerine katıldığını camia bilmiyor.
Dışarıdan görünen, sorumluluğun da kararların da tek kişide toplandığı bir yapı.
Farklı sesleri rahatsızlık olarak görürseniz, bir süre sonra çevrenizde yalnızca duymak istediklerinizi söyleyenler kalır.
Yine Faruk Koca dönemini örnek vereceğim.
Oysa Ankaragücü’nün ihtiyacı, sorunları açıkça konuşabilen bir yönetimdir.
Camia, ocak ayı ve FIFA dosyaları konusunda diken üstünde.
Son basın toplantınızda Fethiyespor maçı sonrasında, kulüpten alacaklı olanlarla vergi ve SGK borçlarının sorumlularını Beştepe’de bir araya getireceğinizi söylediniz.
Bu girişim hangi aşamada?
Kimlerle görüşüldü, nasıl bir sonuç alındı?
Gecekondu’dan istifa çağrıları yükselirken size verdiğimiz desteğin en önemli dayanağı, FIFA dosyalarını çözeceğinize ilişkin sözünüz.
Bu destek, sahadaki yanlışları ve yönetimdeki eksikleri görmediğimiz anlamına gelmiyor.
Ankaragücü’nün yeni yaptırımlarla karşılaşmasını önleyecek bir çözüm beklentisine dayanıyor.
Lütfen çıkın, camiayı somut bilgilerle aydınlatın.
Hangi dosyada ne kadar yükümlülük var?
Hangi ödeme için nasıl bir kaynak hazırlanıyor?
Takvim nedir?
Verdiğiniz sözün altını bu kez bir planla doldurun.
Çünkü o dosyalar çözülmez, yeni puan silme cezaları gelirse bugün tartıştığımız kadronun da taktiğin de çok ötesinde bir sorunla karşı karşıya kalacağız.
VİRALSPOR youtube yayını bugün saat 20.30’da.
Yayında görüşmek üzere…
METİNER ERDEM




