Arda Çakmak’ın gerçek bir Gençlerbirlikli olduğundan kuşkum yok.
Kulübü sevdiğini, Gençlerbirliği için elini cebine atmaktan kaçınmadığını ve sorumluluk üstlendiğini biliyorum.
Bu nedenle yapılan bazı hataları görmezden gelmek, yönetime zaman tanımak ve destek olmak gerektiğini düşünüyorum.
Ancak hatalar o kadar sık tekrarlanıyor, asla ders alınmıyor, Gençlerbirliği’ne öylesine zarar veriyor ki bir noktada hataları yazmamak suç ortaklığıyla eşdeğer oluyor.
Gençlerbirliği’nin Sekou Koita dosyası nedeniyle FIFA’dan transfer yasağı almasının ardından yapılan açıklamaları, Başkan Arda Çakmak’ın savunmasını okudum.
Kulüp yönetimi, sorunun ödeme isteksizliğinden değil, Rusya’ya yönelik uluslararası bankacılık yaptırımlarından kaynaklandığını savunuyor.
Başkan Arda Çakmak ise bonservis bedelinin ilk taksitinin ödendiğini, ikinci taksit için kongre süreci nedeniyle CSKA Moskova’dan ek süre istendiğini söylüyor.
Bu açıklamalar, sorulara cevap vermek bir yana kendi içinde ciddi çelişkiler taşıyacak kadar gülünç.
Madem ilk taksiti ödediniz; para da CSKA Moskova’ya ulaştı.
Bu demektir ki kullanılacak prosedürü, muhatap bankayı ve paranın hangi kanaldan gönderileceğini biliyorsunuz.
Aynı sözleşmeden kaynaklanan ikinci taksit nasıl oluyor da uluslararası yaptırımlara takılıyor?
Güldürmeyin insanı ya!
Üstelik ikinci ödeme için ek süre istenmesinin gerekçesi olarak kongre süreci gösteriliyor.
Kongre 25 Temmuz’da yapıldı, transfer yasağı 3 Ağustos’ta medyada duyuruldu.
Ankaragücü nedeniyle transfer yasaklarına oldukça aşinayız.
FIFA’nın yasak kararını alması, ilgili taraflara tebliğ etmesi ve kamuoyuna yansıması en az bir hafta, 10 gün sürüyor.
Bu takvim, erteleme talebinin CSKA Moskova tarafından kabul edilmediğini ve kongre yapılırken zaten FIFA’nın yasak kararını aldığını düşündürüyor.
Ayrıca bir kulübün kongre yapıyor olması, imzaladığı uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
Yönetimler değişebilir, kongreler yapılabilir ancak kulübün borçları ve ödeme takvimi devam eder.
Gençlerbirliği’nde sorunlar ortaya çıkmadan önce önlem alınmıyor; kriz yaşandıktan sonra “kılavuz / karga” üzerinden açıklama yapılarak kamuoyu ikna edilmeye çalışılıyor.
Üstelik bu, kulübün son dönemde karşılaştığı ilk FIFA dosyası ve ilk transfer yasağı değil.
Her defasında “teknik gecikme”, “ödeme sorunu” veya “geçici yasak” açıklamalarının yapılması, artık münferit bir aksaklıktan değil, ciddi bir yönetim ve organizasyon probleminden söz etmemiz gerektiğini gösteriyor.
Yönetilen kulüp 103 yıllık Gençlerbirliği mi, yoksa uluslararası transferi ilk kez gerçekleştiren amatör bir takım mı, belli değil.
İşin sportif tarafında da tablo iç açıcı değil.
Hazırlık maçlarında alınan sonuçlar ve ortaya konulan futbol, takımın ciddi eksikleri bulunduğunu açıkça gösteriyor.
Elbette hazırlık maçlarının sonuçları tek başına ölçü değildir.
Ancak kadronuz zaten yetersizse, teknik direktörünüz haftalardır bunu dile getiriyorsa, sahadaki görüntü de bunu doğruluyorsa tehlikeyi görmezden gelemezsiniz.
Şimdi de Ousmane Diabate ile Franco Tongya’nın satılması gündemde.
Bu iki futbolcudan yaklaşık 4 milyon avro gelir bekleniyor.
Satışlar gerçekleşirse takım hem sayısal hem de nitelik bakımından daha da zayıflayacak.
Yönetimin iki veya üç transfer daha yapmayı planladığı ifade ediliyor.
Açık söyleyeyim: Yetmez!
Geçen sezonun kadrosundan ondan fazla oyuncu ayrılmışken, Diabate ve Tongya’nın da satılması ihtimali bulunurken üç mevcut transfere iki ya da üç isim daha eklemek, oluşan açığı kapatmaz.
Salih Uçan, İrfan Can Eğribayat ve Kevin Rodrigues’in takıma doğrudan katkı sağlayabilecek doğru transferler olduğunu düşünüyorum.
Ancak bu üç oyuncunun, yaşanan büyük kadro erozyonunu tek başına telafi etmesi mümkün değil.
Kaliteli bir stoper, orta sahaya güçlü bir takviye, skora katkı sağlayacak kanat oyuncuları ve güvenilir bir santrfor alınması gerekiyor.
Diabate ve Tongya’nın satışından beklenen 4 milyon avro, Gençlerbirliği için çok önemli bir kaynak olabilir.
Ancak bu para plansız, aceleci ve menajerlerin yönlendirmesiyle yapılacak transferlere harcanırsa kulübe fayda değil, yeni bir mali yük getirir.
Umarım bu gelir geçmişte yapılan hataların finansmanında eritilmez; doğrudan takımın ihtiyaç duyduğu kaliteli transferler için kullanılır.
METİNER ERDEM




